Neden Kadın?

Olur da bir gün ‘bayan’ kelimesinin şimdilerde kullanıldığı biçimine itiraz etmeye kalktınız.  Önünüze en sıklıkla sürülecek karşı fikir “ ‘bayan’ın nezaket sebebi ile tercih edilen bir kelime olduğu, sık kullanımında kötü bir niyet aramamak gerektiği” olacaktır.  O yüzden biz de akıl yürütmemize bu noktadan başlayalım.

Gerçekten de “erkek” ve “kadın” kelimeleri salt iki farklı cinsiyeti betimlemek maksadı ile kullanıldıklarında bir sıradanlık da içerirler. Bu sıradanlık halinin de bazı durumlarda uygunsuz  kalması muhtemeldir. O durumlarda bu kelimelerin yerine daha fazla saygı ve nezaket kastettiği kabul edilen başka ifadeler tercih edilebilinir. Örneğin sokakta hiç tanımadığınız bir kişiye “hey kadın” diye bağıramazsınız.  “Kadın” ve ’bayan’ kelimeleri arasında yapmak durumunda kalınılan  tercih örneğin “sen” ve “siz” zamirleri arasındaki  tür bir saygı katsayısı farkı ise, ‘bayan’ın o tür durumlardaki kullanımı aslen modern kentli yaşamin bir gereğinden başka bir şey değidir.

Ama zaten bizim derdimiz de “sayın baylar ve bayanlar” türü ifadeler ile değil. Daha doğrusu “bayan kelimesi nezaket sebepli kullanılır” diyenlerin gerçek kastı yukarıdaki tür bir durum  değil.

Bizim  ‘bayan’ kelimesinin yakın dönemdeki sık kullanımının sebeplerinin izini sürerken kullandığımız çok basit bir ölçeğimiz var: ‘bayan’ın kullanıldığı her durumda dönüp karşı cinsi betimlemek için hangi sözün kullanılmış olduğuna bakmak; bay mı erkek mi?

Girizgahta paylaştığımız  örnekler tam da bu testten geçemeyen durumlardı. Çoğunun ortak noktaları iki cinsiyetin bahsinin geçmesi gereken bilimum halleri “bir erkek-bir bayan” şeklinde ifade etmeyi seçmeleri idi.

Nezaket Aslında Niye?

Diğer bir deyişle bu ‘bayan’ kelimesin yakın dönemdeki kullanılma biçimi her şeyden önce dengesizlikten menkul bir mesele. Bu da o yukarıda bize sarfedildiğini söylediğimiz “bayanın kullanımı nezaket gereği ” açıklamasındaki iyi niyet varsayımını çok kuşkulu bir hale getiriyor. Şunu unutmayalım ki eğer son dönemde sadece ‘bayan’ bu kadar sık kullanılır hale gelmiş ise ve eğer sadece ‘bayan’ın kullanımı bir nazeket meselesi olarak ifade ediliyorsa, o zaman burada asıl kastedilen nezaketin bir cinsiyeti olduğu.  Eğer ‘bayan’ kelimesi gerçekten bir nezaket niyetinin ifadesi ise, demek ki bu kelime başka bir kelimenin çağrıştırdığı bir kabalık halini örtmek için tercih ediliyor.  Ya da diğer bir deyişle mesele ‘bayan’da değil asılonun yerine kullanıldığı diğer kelimede, yani ‘kadın’da düğümleniyor.

Bizim ifade etmeye çalıştığımız da asıl sorunun tam bu olduğu:  “Kadın” kelimesinin, çeşitli sebeplerden, kullanımı ayıp, uygunsuz olarak kabul edilmesi ve mümkünse kullanılmamaya çalışılması.  ‘Bayan’ kelimesinin her kullanımı (anlaşılan) aslında şöyle bir açılıma maruz kalıyor:  bugünkü çağrışımları  ile kadın kelimesinde ters bir şeyler var, biz o yüzden o taraflara hiç bulaşmamak, kadın gibi kirlenmemiş ama aynı anlama gelebilecek bir başka kelimeyi tercih edelim.  Yani ‘bayan’ın her kullanımı aslında “kadın”ın kullanılamazlığının da bir onayı.

Kendisini savunmaya  geçip “benim ‘bayan’ derken öyle bir niyetim yok” diyeceklere çok uzatmadan cevap verelim. Buradaki mesele “toplumsal bilinçaltı” dediğimiz hale bir örnek. Yani biz sizin her ‘bayan’ deyişinizde aklınızdan uzun uzadıya “aman kadın demeyeyim, o uygunsuz bir laf,  ‘bayan’ derken öyle kötü çağrışımlar yapmış olmuyorum” diye geçirdiğinizi iddia etmiyoruz.  Bizim asıl sorun olarak gördüğümüz şey “kadın” kelimesinin kolektif biliçaltında gözle görülmez bir biçimde “kirlenmiş” kabul edilmesi. Bu durumda kişinin hesabına düşen de kadın kelimesini kendi başına temizleyemeyeceğini belli belirsiz hissedip, kendini aynı anlama gelecek başka bir kelimeye doğru yönlendirmesi. Ve tekrar edelim bunlar çok çok hızlı, üzerine akıl yürütmeden yapılıverilen şeyler.

‘Bayan’ın son beş-altı yıldır seyrettiğimiz inanılmaz yükselişi tam da böyle bir süreç. Bizim çağrımız işte bu üzerine düşünmeden ama giderek daha çok yaptığımız ‘bayan’a meyil etme haline bir ışık tutmak, bunu yaparken neyi neye ve niye tercih ettiğimizin adını koymak.

Bayan mı, Kadın Diyememek mi?

O yüzden biz öncelikle bu ‘bayan’ hadisesinin adını doğru koymak istiyoruz. Burada bizim asıl gördüğümüz şey Türkiye’nin gittikçe daha yaygınlaşan bir biçimde  kadın diyemez hale geldiğidir.  Peki ama niye? Biz Türkiye’liler neden kadın diyemez olduk? Kadın kelimesini  Türkçe’de “kirleten” nedir? ‘Bayan’ kelimesinin yaygın kullanımı ile ilgili asıl tartışılması gereken kanımızca bu.

Yukarıdaki sorunun illa ki tek ve kesin bir cevabı yok.  Ama tabi kendimizce bildiklerimizden ve çevremizde duyduklarımızdan elimizde bazı ipuçları var. Genel bir ifade ile mesele “kadınlık” halinin salt bir cinsellik ile özdeşleştirilmesi, bu durumun da bazı insanlar için ‘kadın’ kelimesinin öyle olur olmaz her cümle içinde kullanılmaya  uygun olmayan çağrışımlar yapması gibi görünüyor.

Kadınlar, Kızlar, Erkekler, Oğlanlar

Bazılarına göre mesela ‘bayan’ kelimesi Türkçe’de yaptığımız “kız-kadın” ayrımını bertaraf etmenin bir yolu. Tekrar erkeklik halleri ile bir karşılaştırmaya girelim. Bir kere “oğlan-erkek” ayrımına baktığımızda benzer çağrışımlar orada çıkmıyor karşımıza. Dahası “kız-kadın” ikileminin asıl tehlikeli suları denklemin “kadın” tarafı iken, karşı yakada durum tam tersi. Orada daha olumlanan kelime işin “erkek”kısmı. Yaşı çok da büyük olmayan öğrencilerimize “size oğlan diyebilir miyiz?” diye sorduğumuzda gülüşmelerle karışık “estağfurullah” cevabını aldık mesela. Gene bir denksizlik durumu söz konusu burada; erkeklerin oğlanlıktan ilk fırsatta kurtulmaları gerekir iken, kızların ancak çok ve çok dikkat olarak kadınlığa geçmesi lazım.

Velhasıl anlaşılan o cenapta “oğlan” kelimesi diyelim ancak 5 yaşından küçük kişilerden bahsederken uygun olabiliyor. Onun dışında dil o taraftakilerin neredeyse istisnasız erkek doğup erkek ölmesine izin veriyor. Keşke bizim cephede de durumlar aynı olmuş olsaydı. Keşke kadınlar da kadın doğup kadın ölebilseydi. Ya da hadi diyelim illa bir eşik lazım, o zaman da kız ifadesi sadece örneğin “kadın cinsiyetinden ve yetişkin olmayan insan kişi”yi betimlemek için kullanılsa, aradakı eşik sadece bir yaş ve yetişkinlik farkını ifade etmek niyetinde kalabilse idi.

Ki yadsıyor görünmeyelim, “kız” kelimesinde tabi ki bir yaş göndermesi de var. Ama mesele söz konusu ayrımın sadece o noktada kalmaması. Ondan sonra yaşın ilerlemesinin cinsellikle ilgili bazı  olgunlaşmaları da içerdiği kavramlaşması bulaşıyor kelimeye. Yukarıda “kız-kadın” arasındaki  eşik diye bahsettiğimiz şey de işte bu. Bu eşiğin dilde bu kadar net olarak belirlenmesi onu hepimizin ister istemez geçmek zorunda kaldığımız anlamına geliyor.

Bu eşiğin tam olarak hangi noktaya kurulduğu sorusunun ise tek bir cevabı olması gerekmiyor. Adına isterseniz “evli mi değil mi”, ister  “cinseliğe bulaşmış mı değil mi”, ya da belki “bakire mi değil mi” eşiği deyin. Meselenin daha mühim kısmı dilin erkekleri değil ama kadınları bir çeşit cins(iy)ellik referansı ile kategorize etmek zorunda hissetmesi ve dahası kendinde bu hakkı görmesi. O eşiğin aşıldığı bilgisi dil üzerinden deklare edildiğinde aynı kişinin bir anda  başka bir gözle görülebileceği mesajı da iletilmiş oluyor. Ve işte bu yüzden biz de birbirimize kadın diyemez oluyoruz; tanımı gereği zaten kirlenmiş olan kadın kelimesi,  onu taşıyacak herkesi de kirletme tehtidinde bulunuyor. Biz de göz göre göre sevdiğimiz ya da saydığımız birilerine bunu yapamayacağımız için alternatif ‘bayan’a meylediyoruz.

Bayan ya da Ms.

‘Bayan’ kelimesinin Türkçe’deki “kadın-kız” ayrımından kurtulmak için iyi bir ara yol olduğunu savunan görüşün kullandığı bir örnek İngilizce’deki “Mrs-Miss-Ms”in sıfatlarının geçirdiği evrim. Kısaca açıklayacak olursak İngilizce’de daha önceleri evli olmayan kadinlar icin Miss, evli olanlar icin ise Mrs. sıfatları kullanılırdı. Bugun ikinci dalga feminizm olarak adlandırdığımız  1960 ve 70’li yıllarda ise kadınlar bu çeşit bir kategorizasyona itiraz ettiler. İlk kez 1961’de Sheila Michaels tarafindan icat edilen Ms. kelimesinin kullanımı bu sebeple zaman içinde feminist kadınlar arasında yaygınlaştı ve Miss/Mrs ayrımını ortadan kaldırmak amacıyla benimsendi.

Ms.’in tarihinden ‘bayan’a baktığımızda dikkat etmemiz gereken çok önemli bazı farklar var. Unutmayalım ki İngiliz dilindeki bu değişiklik dönemin feminist mücedelesinin sonucunda kadınların kendilerinin yaptığı talepler sonucunda gerçekleşti. O dönemde kadınların Ms’in kullanımını talep etmelerini kısaca şöyle bir açılımı vardı:

1)      Bir kadının medeni durumu sadece o kadını ilgilendirir.  Özellikle de karşı cinsin medeni durumunun hiçbir biçimde ifade edilmediği gözönüne alındığında,  sadece kadınların medeni durumlarının dilde ifade edilmesi beklentisi doğrudan kadınlara karşı yapılan bir harekettir.

2)      Kadının evli olduğunun dil üzerinden işaretlenmesi kadının asli kimliğini kocası üzerinden edindiği anlamına gelir. Oysa kimlikler başkalarından türevsel olarak edinilmez, kişinin kendisine aittirler. Hiçbir kadın salt kocasının eşi değil, her zaman pek çok şey ama en önemlisi daima kendisidir.

Tekrar hatırlatalım, yukarıdaki itirazlar bundan 30 küsur yıl once İngiliz dili kapsamında yapılan “Miss-Mrs” ayrımına getirilen feminist eleştiri ve sorgulamaların özeti. Burada vurgulanması en önemi nokta Miss-Mrs.’den Ms.’e geçişin toplumsal bir tabanın talebi ile olmuş olması. Türkiye örneğine geri dönecek olursak biz şahsen Türkiye’de kadınların “bize ‘kadın’ demeyin, ‘bayan’ deyin” diye ayaklandığını, böyle bir talepte bulunduğunu duymadık, görmedik.

Ki buna rağmen ifade edelim tartışmaya girdiğimiz bazı kişilerin iddasına göre onların ‘bayan’ kelimesini tercih etmelerine sebep olan şey bazı kadınların kendilerine ‘bayan’  denmesini tercih etmeleri imiş. Yukarıda ifade ettiğimiz “kadın-kız” ayrımı bazen kadınları öyle bir kıskaçta bırakıyormuş ki kişinin bu tür bir gerilimi (mesela diyelim yaşı geçkince ama evlen(e)memiş bir kadının durumunda) bertaraf etmek için  üçüncü bir ifade olarak ‘bayan’ kelimesini tercih ettiği oluyormuş.

Eğer gerçekten kendisine kadın denmesinden özellikle hoşlanmayan bazı kadınlar varsa –ki biz rastlamadık ama olabilir de- sırf bu olasılık bile bu duruma isyan etmek için yeterli bir sebeptir. Burada tekrar İngilizce ve Türkçe örnekleri arasındaki farkın altını çizelim. İngilizce’deki Ms. kelimesine geçiş, tabandan gelen bir toplumsal  hareketin kadınlık durumunu maruz kaldığı ayrımcılıktan kurtarmak için yaptığı bir hareketin eseri. ‘Bayan’ın yükselişi ise kadınların bir toplumsal hareket halinde ortaya koyduğu bir talebin değil, tam tersine erkek egemen bir zihniyetin dile sızmasının sonucu. Böyle bir durumda bazı kadınlar da bu dili, tıpkı yukarıda ifade ettiğimiz gibi yaptıklarının çok da bilincine varmadan içselleştirip, normalleştiriyor olabilir.  Ama bu durum ‘bayan’ın kullanımının yaygınlaşmasının kadınların isteği ile değil kadınlara rağmen gelişen bir süreç olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sonuç Olarak

Özet mahiyetinde yineleyelim. Burada itiraz ettiğimiz bir Türkçe’nin yanlış kullanımı durumu değil. Burada bizim kastımız dilin aslen bir zihniyet dünyasının yansıması olarak görülmesi gerektiği. ‘Bayan’ kelimesinin kullanımı aslında bir seviyede buz dağının görünen yüzü. Bir ayna ‘bayan’  ve bize Türkiye’deki kadınlar ve kadınlık algısına ilişkin bir sürü şeyi gösteriyor. Bizi asıl dertlendiren da o aynadan bize yansıyanlar zaten.

Ama bu şu demek de değil; Türkiye’deki kadınlığa ilişkin algı zaman içinde düzelirse ‘bayan’ kelimesinin çarpık kullanımı da bu süreçte kendiliğinden düzelir, yani bekleyelim yeter. ‘Bayan’ hem bir semptom ama hem de kendi içinde bir sorun aynı zamanda. Çünkü kelimenin bu çarpık, düzeltilmeden kullanımı o altındaki daha büyük sorunu (kadınlık eşittir bir uygunsuzluk, bir ağıza alamama hali, bir çeşit cinsellik çağrışımı) da bir yandan besliyor, büyütüyor, yeniden üretiyor.  ‘Bayan’ kelimesinin gereksiz her kullanımı aslında yukarıda ifade ettiğimiz meseleyi de normalleştiren, üzerini örten bir araç haline geliyor.

İşte bu yüzden bu mesele önemsenmeli ve üzerine gidilmelidir.  Bu işin tek bir çaresi vardır , o da “kadın” kelimesine sahip çıkmak. Çabamız onun kendi içerdiği anlam dışındaki her türlü çağrışımdan arındırılmasıdır ki kadınlık adına verdiğimiz çeşitli mücadeleleri sürdürebilelim. Biz erkeklerin bizi erkek bakışının nesnesi, ikinci sınıf kişilikler haline getiren samimiyetsiz nezaket sözcüklerini değil,  sadece kadın olmayı istiyoruz.

Neden Kadın? için 187 cevap

  1. ÇELEBİ KAPTAN der ki:

    Ben sitenize bir erkeğin de yazabileceğini düşünerek bu satırları karalıyorum .
    Hep konuşulur ve tartışılır Bilimadamı sözü mü doğru biliminsanı mı ? Erkekler bilimadamı sözünü üstüne alındıkları için ses çıkarmazlar , Kadınlar ise şiddetle karşı çıkarak ayaklanır biliminsanı kelimesinin tercih edilmesini isterler .
    Ancak Manas destanını okuduktan sonra bunun aslında aynı şeyler olduğunu anlayacaklar . Çünkü Manas destanında aynen şöyle yazar ;
    ” TANRI İLK ÖNCE ADAMI YARATTI , ANCAK ADAM KADINDI ” buradan şunu çıkarabiliriz ki adam kelimesi aslında insan kelimesini ifade ediyor. ” Adam olmaz bu çocuk ” erkek çocuğa da söyleniyor kız çocuğuna da ” adam gibi davran ” bu tarz sözcüklerden biri
    Dolayısıyla Kadının biz Türklerdeki önemi iki kelimenin doğru anlaşılmamasıyla değişecek bir olgu değil . Fakat kıymet bilmemek te sırf erkeğe özel bir duygu değil
    Bu vesileyle Nezaket içeren bu eyleminizi, hareketinizi destekliyor bir erkek olarak üstüme düşeni yapacağımı bildiriyorum .
    Sağlıcakla kalın

  2. merve der ki:

    Bayan Ve Kadın Arasındaki en Bariz Ayrıma Dair Bir Örnek Vermek İstiyorum;” Bir Tv. Programına Tel. İle Bağlanan erkek İzleyicinin O Aşağılayıcı İfadesi “Bu Durumda Olan Sadece Kadınlar Değil, Kızlarımız Da Var.Neden Sadece Kadınları Baz Alıyorsunuz? Kadın Ve Kızların Hepsini Kapsayacak “Hanım Ya Da Bayan” Sözcüklerini Kullanmanız Daha Doğru Olur.” Ve Tv. Program Sunucusu Kadın Da Kadınları Müdafadan Ziyade, Tamamen Bu Erkek İzleyicinin Üslubu doğrultusunda İfadede Bulundu.Bu Kadınları Ve Kadınlığımızı Aşağılamaktan Başka Bir İfade Değildir.çok Da Rezil Ve Acınası Bir Durumdur.bekaretine Göre kadınları Sınıflandırmak Kadınlara sınıflandırmadır.Ve Malesef Pek Çok Kadın Da Bu Noktada Ayrım yapmakta, Bu Aşağılamaya İzşn Vermektedir.

  3. merve der ki:

    Bayan Ve Kadın Arasındaki en Bariz Ayrıma Dair Bir Örnek Vermek İstiyorum;” Bir Tv. Programına Tel. İle Bağlanan erkek İzleyicinin O Aşağılayıcı İfadesi “Bu Durumda Olan Sadece Kadınlar Değil, Kızlarımız Da Var.Neden Sadece Kadınları Baz Alıyorsunuz? Kadın Ve Kızların Hepsini Kapsayacak “Hanım Ya Da Bayan” Sözcüklerini Kullanmanız Daha Doğru Olur.” Ve Tv. Program Sunucusu Kadın Da Kadınları Müdafadan Ziyade, Tamamen Bu Erkek İzleyicinin Üslubu doğrultusunda İfadede Bulundu.Bu Kadınları Ve Kadınlığımızı Aşağılamaktan Başka Bir İfade Değildir.çok Da Rezil Ve Acınası Bir Durumdur.bekaretine Göre kadınları Sınıflandırmak, ataerkil Toplum Yapısının Yine Kadını 2.sınıf İnsan Olarak Görmesi Öğretisindendir.Ve Malesef Pek Çok Kadın Da Bu Noktada Ayrım yapmakta, Bu Aşağılamaya İzn Vermektedir.

  4. Gizem der ki:

    kadın, kelimesinin toplumsal bilinç-dışında yüklenen anlamlarıyla kirletildiği, sonunda biz kadınlarca da bunun “ayıp” bir şey olarak kabul edildiği doğrudur (toplumun bir parçası olduğumuzdan bunda bir gariplik yok). Fakat, bu bilinç; yalnızca bayan kelimesinin tercih edilmemesiyle terk edilemez. Bunu oluşturan cinsiyetçi, ataerkil bakış açısının değiştirilmesi gereklidir ki bu kapsamlı ve zaman gerektiren bir süreçtir. Öte yandan dilde bu tarz sansürlere gidilmesi, kelimelere kısıtlamalar ve yasaklamalar getirilmesi; dilin gelişimi açısından olumsuzluklar içerebilir (söz gelimi, Amerika’da zenci kelimesinin yasaklanmasının ardından çıkan tartışmalarla bu yasağın kaldırılması, fakat tercih edilmemesi gibi) Ek bir bakış açısı olarak bunu da sunmak istedim. Aydınlatıcı yazınız için teşekkürler.

  5. Ahmet der ki:

    Sizlerin niyeti toplumumuzun en önemli dayanak noktaların da biri olan bakireliği unutturmak.Biz izin vermeyiz.Bu toplum her şeye rağmen direnecek ve Avrupalılara, Amerikalılara benzemiyecek.

  6. cengiz akarca der ki:

    admin yorumlarımı niye sildin işine gelmedimi yazdıklarım anlayamadığını düşünüyorum yazdıkalrımı belliki sana biraz fazla geldi :)

  7. aysel der ki:

    Yazdıklarınızın altına imzamı atar iki tanecik olmadığınızın altını çiziktiririm. Bu sorun çok önemli ve özel bir sorun olmakla birlikte tabiki toplumsal birikimin de yaratmış olduğu bir sorundur bu birikimi alaşağı etmek gereklidir. Dil bizi yansıtan önemli bir araçtır ve dile erkek egemen sistemin eşitsizliğin tahakkümün yansıtıldığı bir kelimedir erkek’in karşı olarak “kadın olamamak”. Çünkü evet akla belli belirsiz bir zara karar indirger bu dil yaptığı haksızlığı ve ahlaksızlığı. Eşit değiliz derdimiz eşitlenmek özgürleşmek çünkü hitapta bile özgür kılınamıyoruz. Kılınamıyoruz dememde bile ikincil oluşumuzu sezinlediğinizi umuyorum. Sistem, zihniyet, algı ne dersek diyelim biz bu nazarda artık kadın olarak anılmak ve algılanmak istiyoruz. Bazılarının akıl verdiği üzere yok mesele insan olmakta, hak hukuk’ta veya tecavüzle şiddetle uğraşın bunlarla uğraşacağınıza demekle olmuyor bu bir zihniyetin dile tezahürüdür kadının sadece cinselliğiyle anıldığı toplumlarda kadın’a bu yüzden “kadın” denmez. mesele şiddeti tacizi engellerken bir yandan da kadın algısını da değiştirtmekte yoksa şiddet ve kadının üzerindeki bilumum hegemonya yok olmaz. Yok olması için dilin de evrilmesi şarttır. Bu sebeple de bayan değil “kadın”dır. Bu toplumsal bir meseledir ve dil burada çok çok önemlidir. Bakınız mesela küfürlerin hemen hepsi neredeyse kadın üzerindendir algıyı siz düşünün. Nasıl ki “namus”u hep kadına yüklediğimiz gibi. Çok uzattım kusura bakmayın.

  8. sena der ki:

    Yazıyı çok beğendim. Ben de sürekli bayan değil kadın diyen biriydim bu siteyi tesadüfen gördüm ve çok mutlu oldum . Tamamen destekliyorum ve sizi tebrik ediyorum . Çok güzel noktalara değinmiş güzel bir açıklama yapmışsınız.

  9. Bayan yanı der ki:

    Ortada bir sorun olduğunu sanırım herkes kabul ediyor. Bence bu sorunun sebeplerinden en önemlisi kadınlarımızın kendini “Bayan” olarak tanımlama gayreti. Evet, biz erkekler de zaman zaman bu yanlış kullanımı yapıyoruz ama bu hatanın ana sebebi muhattabımız olan kadını utandırmamak, ondan tepki almamak için oluyor. Eğer kadınlar bu duruma yerli yersiz yüzeysel tepki koymasalar ve kendisine bayan denilmesi için çabalayanlarla durumun saçmalığını konuşma gayretine girseler, bu sorun da hızla sona erebilir. Mesela buyrunuz Adanaspor’un kadın taraftar grubunun kendisini tüm ısrarlara ve uyarılara rağmen inatla “Bayan” olarak tanımlama gayretine bakalım. http://www.facebook.com/Adanaspordisikaplanlar?fref=ts
    simgeleri olan kaplandan dolayı “dişi” kelimesine takılmıyoruz ama yaşları genelde 18 altı olan bu gençlerin kendisini “bayan” olarak tanımlamasını ve hatta “bayan” tribünü talep etmesini üzüntüyle gözlemliyoruz

  10. Begüm der ki:

    “Türkçede öteden beri “zengin kişi, mal sahibi” anlamında kullanılan bay sözcüğü Dil Devrimi döneminde Kırgızca bazı örnekler kanıt gösterilerek (bey sözcüğü yerine) hitap deyimi olarak kullanıma sokulmuştur. * Yine aynı dönemde keyfi olarak üretilen bayan sözcüğündeki +an eki, Türkçenin hiçbir döneminde dişil yapım eki olarak kaydedilmemiştir.”

  11. Zafer der ki:

    İNADINA KADIN! Bayan ne yahu? Kadın, kadındır. Kız – Kadın ifadesinde cinsellik çağrışımı arayanlar Oğlan – Erkek ‘te de aynı şeyi aramıyorlar mı? Halbuki bu sadece bir genç yaş – olgun yaş ayırımı yapmak için kullanılagelmiştir.Yani bekaret ile alakası yoktur. Kısacası aklı fikri bel altında olanlar ve din maskesiyle bunu örtebileceklerini sananlar, merak etmeyin her özgürlük girişimine de aynı karayı çalmaya çalışırlar. O yüzden bay – bayan saçmalığı yerine inadına erkek – kadın diyoruz. Bey – Hanım saygı ifadesi olarak kullanılabilir, sakınca yoktur. Ama kadın kadındır. Ve kadınlar özgürlüğümüzdür tıpkı tutsaklığımız (başörtüsü zulmü gibi) olduğu gibi. Kadınlar insan soyunun kurtarıcısı ve çağdaşlığın mihenk taşıdır. Bu yüzden az gelişmiş ülkelerde kadın sorunu devrim sorunundan da büyük bir sorundur. Çünkü politik iktidarı ele geçirebilirsiniz sınıf sömürüsüne dur diyebilirsiniz ama kadının erkek tarafından sömürülmesine dur demek için çok daha büyük emek ve bilinç gerekmektedir. Ve bu sömürüye ancak bütün kadınlar birlik olduğunda dur diyebilirler. Bu yüzden mücadelede kadınların üzerine düşen görev iki kat fazladır. Ama zaten onlar erkeklerden daha güçlü ve dayanıklı değiller mi? Çocuk, genç, yaşlı tüm kadınlarımıza sonsuz saygılarımla. z.

  12. Mustafa Ceylan der ki:

    Yazıya yapacağım iki eleştiri var.

    Birincisi, bu ülkede herkes, bir başkasına BASKI uygulamak ve “AHLAK” öğretmekle meşgul. Bu beni rahatsız ediyor. Kimse kimsenin ne diyeceğini dikte edemez. İnsanların ifade tarzları, sadece onları bağlar. Kendiniz nasıl istiyorsanız öyle konuşursunuz, ama bir başkasına “sen şöyle konuş” demek çizgiyi aşmaktır.

    İkincisi, yine garip olarak, insanlarda bir KENDİNİ ÖTEKİLEŞTİRME davranışı var. “Kadın” cinsiyet ayrımını öne çıkaran bir sözdür, cinsiyetçidir, ayrımcıdır. “Bayan” ise saygı içerir ve daha az ayrımcıdır. Bir insanın “kendini farklılaştırmak istemesini” mantıklı bir davranış olarak görmüyorum. Niye farklı bir cinsiyet olduğunu öne çıkarmak gereksin? Bu daha mı ilerici, daha mı uygardır? İnsanlar “kadın” yada “erkek” diye kategorize edilmek zorunda mıdır?

  13. ada der ki:

    Eminim “kadın” olduğu halde kendilerine “bayan” denmesini tercih edenler tesettürlü kadınlarımızdır. Tıpkı yukarıda anlatıldığı gibi küçüklükten gördüğü yetiştirme tarzına ve bilinç altına yerleştirilmiş “kadın” sıfatının! kirlenmişliğine inanarak “kadın” dendiğinde kendilerini kirlenmiş hissedenlerin tercihidir “bayan”…

  14. essed baştaş der ki:

    hahahaahaha ugraşmamış böyle saçma sapan meselelere site kurmuşunuz,.. Saçma sapan önermelerinize yer verebilecek cümlelere dahi rastlayamadım, çünkü yersiz ve mesnetsiz dayanakların beslediği boş bi konu :D :D
    bu yorumu adminden başkası okur mu bilmem ama, (ben olsam okumazdım) arkadaş, tamam bayan demiyelim kadın diyelim, “bakar mısınız kadın, cüzdanın yere düştü” çok mu yükseltici bi ifade cümleye uydu mu bi kere.. hayır boşver bunu da olayı çift yönlü dahi düşünememişsiniz. erkeği ve bay’ı ele alalım, “bakar mısınıız bayım cüzdanınız yere düştü” “bakar mısınız erkek cüzdanınız yere düştü” bu durumu gören bir erkek tutup bana bay deme erkek de der mi? neden bunu gören bir kadın bana bayan deme kadın de diyor?
    cinsiyetlerin ifadeleri bellidir, oglan-kız, erkek -kadın, eril – dişi, hanım bey, karı-koca, hanımefendi-beyfendi, bütün bu tanımlar ve kullanımlar eşitlik içinde, ama hatta oğlan kullanımında erkeklerin yaşadığı haksızlığı siz göz önüne sermişsiniz, tutup bi de saçma sapan böyle bi meseleden yakınır olmuşsunuz.. Bu siteyi kim kurduysa eminim koca parası yiyodur, işi gücü yok böyle şeylerle ugraşıyodur.
    hayır ugraşma demiyorum hobi olarak gene uğraş ama saçmalamayın bu kadar da…

  15. essed baştaş der ki:

    http://www.youtube.com/watch?v=PaE7RVu5Mac hee halihazırda hatırlamışken sahneyi paylaşayım dedim :D Siz karar verin hangisi daha naif, daha saygılı , kadınlığa ve erkekliğe değer veriyor :D siz karar verin…

  16. öykü der ki:

    Yazınızı çok begendim.Tabi ki ufak anlatım hataları olmuş tabiki erkek bakar misin demedigimiz gibi kadın bakar misin gibi bir hitap ta kullanmiyoruz ama bu ufak bir anlatım hatasıdır sonuç olarak ne demek istediginizi çok iyi anlıyorum. Şöyle ki ben evli olmayan bir üniversite öğrencisiyim ve herhangi bir konuşmam esnasında yeri geldiğinde ben bir kadın olarak şöyle düşünüyorum dediğim anda afallamis suratlar ifadesiz fisildasmalar gereksiz gülüşmeler ile karsilasiyor isem evet büyük bir sorun vardır ortada. Bir arkadaşımızda öncelikle kadınlar bayan denmesini istiyor demiş doğrudur fakat dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi bu ülkede erkek egomanya sindadir. Ve toplumun büyük kısmı bu erkek hükmü ağır toplumsal kültler ile yetismektedir bu durumda çocuk yapmak ev işi yapmak erkeğin istemediklerini yapmamak ve bedeni ayıp ile büyütülmüş kadinlardan da ilk bakışta bu kadın savunmasını bekleyemeyiz fakat doğru anlatım ve cesaretle bayandan yana kadınlarımızın da kimlik özgürlüğünü destekleyeceğine eminim .. Bunlar benim goruslerim olmakla birlikte akşamimi bu güzel yazı ile tabiki tatlandırdığınız için teşekkür ediyor güzel günler diliyorum.

  17. Funda Hanım der ki:

    Haziran ayında yorum yapan MEHMET BEY’in yoruumunu aynen kopyalıyorum. böyle bir yazı anca bu kadar mükemmel özetlenebilir.

    ““Hey kadın” diye seslenilemeyeceği için bayan diyenler ne kadar da düşünmeden konuştuklarını/yazdıklarını farkederler belki diye söylüyorum: bu yazıda kadınlara seslenirken “kadın” diyin demiyor! Erkeklere sokakta “hey erkek” diye mi sesleniyoruz ki kadınlara “hey kadın” diyelim? Bu yazıda anlatılan şu: cinsiyetten söz edilirken “erkekler…” diye başlayan cümleye “bayanlar…” diye devam edilmez, çünkü bayan insan cinsiyeti belirten bir kelime değildir. “ERKEK” kelimesine karşılık gelen ve cinsiyet belirten kelime “KADIN”dır. Bu yazıda karşı çıkılan durum “KADINLARIN CİNSİYETİNİN CİNSELLİĞİNE BAĞLANMASI DURUMU”dur. Bu kadınlar “kadınların cinsiyetinin kızlık zarına bağlı kılınmaya çalışılması”na karşı çıkıyor! “Bayan” kelimesi bu durumu örtbas etmek için icat edilmiş yanlış kullanılan bir kelimedir ama bu durumu örtbas etmek yerine çözmek gerek! İnsanlar kadınların kızlık zarı ile ilgilenmeyi bırakmalı artık. O yüzden “kadın” demekten KORKMAYIN! Gerçi başbakan bile “kadın mıdır kız mıdır” derken bu biraz zor sanırım…
    Bir de sırf kibar olduğunu düşünüyor diye “BAYAN” kelimesini tercih edenler, illa kibar olmak istiyorsanız “HANIMEFENDİ”, “BAYAN”dan daha kibar. Tavsiye ederim, kullanınız!!!”

  18. Ferhan der ki:

    Bu ana kadar yazılanları okuduktan sonra, gözüme batan şeyleri söylersem belki sonra yazılacaklara faydam olur diye düşündüm.

    Anlamadığım :) şeylerden birincisi, bu sayfadaki yazıya karşı olan düşmanca tavırlar. Burada birisi fikirlerini söylüyor ki doğru ya da yanlış olabilirler, birileri de “niyeyse” hakaret boyutunda karşılık veriyorlar. Eğer eleştiri denen şey buysa, haklısınız. Ama öyle düşünmüyorsanız, okumaya devam edin :)
    İletişim için kullanılan bir dil var. Bunu nasıl kullandığımız önemli değil mi?
    Burada bir konu anlaşılıp çözülmeye mi çalışılıyor yoksa kavga mı ediliyor?

    Dil’i kendi içinde hiç araştırdınız mı? Günlük kullanımın dışında, mesela dil felsefesi boyutunda? Dilin bir otorite olduğu -kadın ya da erkek fark etmeden- ve bütün düşüncelerimizi, yaşantımızı etkilediğini hiç düşündünüz mü?
    Böyle düşünüyorum.
    Böyle olduğunu sanıyorum.
    Böyle olduğuna inanıyorum.
    Böyle olduğunu biliyorum.
    Böyle olduğuna eminim.
    Cümlelerinin hepsi aynı manada mı, mesela? Bence kullanılan her kelime anlatılmak istenen anlamı değiştirebilir. Tek bir kelimenin bile insanda yaptığı çağrışımlar farklı olabileceğinden dolayı yanlış anlama ve anlaşılma çok doğal görünmüyor mu size?

    Karşınızdakini doğru anlamanın öneminin sizin yorumunuzdan daha önemli olduğu, görüşüne ne dersiniz? Yani siz yanlış anlamışsanız ki bu olabilir, yanlış bir eleştiri ya da savunma yapabilirsiniz. İlk önce doğru anladığınızdan emin olmak, iletişimde çok faydalı olmaz mı?

    Kim, hangi konu hakkında, ne kadar uzman? Genellemelerin çoğunlukla insanın kendi görüşünü güçlendirmek için kullanılmasına ne diyorsunuz?

    Sizce burada ya da günlük yaşantıdaki insanlar asıl söylemek istedikleri şeyleri başka şekillerde söylemeye çalışıyorlar ve sonunda yanlış anlaşılmalar ortaya çıkıyor olabilir mi?

    Çok kısa değindiğim konuların kendi içlerinde koca koca kitaplar ve deneyimlerle genişleyebileceğini tartışmıyorum. O yüzden fazla uzatmadan sözü başka bir yorumla bitireyim. Burada, ben varım ve bir şey söylemeye çalışıyorum diyen kişiyle -kim olduğunu bile bilmeden- sanal ön sevişme uğraşısında olanlar olduğunu düşünüyorum. Bence tatlı tatlı sohbet edip istediklerinizi açıkça ortaya koyun. Bazı kişiler sert yaklaşımlarla tahrik olurlar, bazıları da olmaz :)

    Dil’in kendisini irdeleyip sonra tek tek kelimelere gelmenizi tavsiye ederim.
    İyi eğlenceler.

  19. Birisi der ki:

    Analoji baştan yanlış. Kimse kusura bakmasın, fakat modern Türkçe tamamen ucube bir dil. Çoğu kelime (çeşitli sebeplerden ötürü) yanlış yerlerde, yanlış anlamlarda kullanılıyor ve doğruları ise hiç bi’ zaman kullanılmıyor. Olaya İngilizce temelli yaklaşacaksak eğer, şu şekilde özetlenmeli.

    Biyolojik açıdan cinsiyeti belirten kelimeler Male/Female ikilisinin Türkçe’deki tam karşılığı Erkek/Dişi’dir. Saçma sapan bi’ şekilde dişi kelimesini sadece hayvanlarda kullanıp insanlarda kullanmayı hoş olmayan bi’şeymiş gibi karşıladığımız için, olayın ta en başından dişileri temsil edecek bi’ cinsiyet belirtici kelime kıtlığı yaşanıyor. Feminist mantalite, bu boşluğu zorla “Kadın” kelimesi ile doldurmaya çalışırken bi’ çok şeyi gözden kaçırıyor.
    Herşeyden önce kadın kelimesi cinsiyet (sex) belirtmez. Kadın, belirli bi’ cinsiyetin (bu konumda dişi) insan türüne ait bireylerine verdiğimiz isimdir. Bunun tam karşıtı ise asla ve asla “Erkek” değil, “Adam”dır. Dolayısıyla İngilizce’deki kullanımı ise Man/Woman şeklinde oluyor. Kavraması biraz zor olabilir, fakat sex ve gender farklı şeyler. En basit haliyle açıklamak gerekirse: Dişi biyolojik olarak doğurgan tarafı tanımlayan kelimedir. Kadın, günlük hayatta dişi insanları tanımlamak için kullandığımız kelimedir. Örneklemek gerekirse, Dişi köpek/erkek köpek, dişi kedi/erkek kedi, vb. ayrımlarda bulunurken, hiç bi’ zaman kadın köpek/adam köpek demeyiz. Daha da önemlisi, erkek köpek’e karşılık olarak asla kadın köpek demeyiz. Yani, tekrar söylemek gerekirse, erkek kelimesinin karşılığı kadın değil dişidir.

    İkinci önemli unsur, Türkçe’de girl/daughter, boy/son gibisinden bi’ ayrım olmaması. İlk başta göze çarpmasa da, bu da gereksiz karışıklıklara yol açıyor. Adam ve kadın kelimeleri sadece bi’ cinsiyete ait bireyleri tanımlamakla kalmıyor, aynı zamanda belirli bi’ yaş aralığında bulunduğu bilgisini de içinde bulunduruyor. Çok kaba gelebilir, fakat 20 yaşında dişi birey ile 50 yaşında dişi bireyi aynı kelimede tanımlamak yetersiz kalır. İngilizce’de genç nesil olarak tabir edilen aralık için girl/boy kelimeleri kullanılır. Yani, 20 yaşında bi’ kıza, kız (girl) denir; kadın değil. Şimdi bu bilgiyi bi’ köşede tutun ve toplumun başka bi’ tabusunu ele alalım: Yaş/Büyüklüğün verdiği otorite. Sadece Türk kültüründe değil, bütün dünyada yaşça büyük olmak, (yanlış da olsa) daha bilgili, daha olgun, daha “ideal” olmak demektir. Dolayısıyla hiç kimse kendisine kız/oğlan, girl/boy denilmesinden hoşlanmaz. Bu da en radikal eşitlikçileri bile bilinç altından da olsa kız/oğlan kelimesinden ziyade kadın/adam kelimesini kullanmaya yöneltir. 20 yaşında bi’ kıza kız demek, kötü birşey değil, bakire olduğunu belirtmek hiç değil, sadece ve sadece “genç” olduğu belirtmektir.

    Şimdi gelelim “Bayan” konusuna. Mr. ve Ms. örneği prototip olarak doğru olsa da bizim kültürde kullanımı kesinlikle yanlış. Fakat bu bi’ kaç farklı şekilde yorumlamaya da açık. Bi’ çok kez bahsedildiği gibi Bay/Bayan, sen/siz ayrımında olduğu gibi nezaketen kullanılır. Tek bi’ örnek yeterli olur:

    Adam: “Pardon bayan, acaba saati sorabilir miyim?
    Kadın: “Tabii ki, üçü çeyrek geçiyor.”
    Adam: “Teşekkürler, iyi günler.”
    Kadın: “Rica ederim, iyi günler.”

    Bu klişe ötesi örnekte bayanı çıkarıp yerine kadını koymaya zorlarsanız, ne kadar uygunsuz bi’ manzara olacağını görebiliyorsunuzdur elbet. Farklı bi’ örnek:

    Kadın: “Berkecan, bugün internetten bilet alırken bi’şeye çok canım sıkıldı. Cinsiyet bölümüne Erkek/Bayan yazmışlar, inanabiliyor musun? Kadın diyemiyorlar, böyle kepazelik olamaz. O kadar aşağılanmış hissettim ki. Hep bu erkek egemen toplum…”
    Adam: “Ama Busecim, erkek kelimesinin karşılığı kadın değil ki. Ortada bi’ hata var doğru, oraya dişi yazmaları gerekirdi. Fakat neden aşağılandığını anlayamadım. Sana dişi bir birey olarak ekstra nezaket ve hassasiyet gösterilirken ben bilet almak istediğimde sırf cinsiyetim dişi olmadığı için aynı nezaket ile karşılaşmıyorum. Burada aşağılanması gereken biri varsa o da benim.”

    Çok mu değişik oldu? Biraz düşünün. Bu sırada, bütün yukarıda bahsettiklerimi de göz önünde bulundurarak yazacağım doğru/yanlış durumları gözden geçirin:

    Yakın arkadaşlarınızdan biri, sizi birisiyle tanıştırmak istediğini söylüyor. Dolayısıyla biraz bilgi almak amacıyla soruyorsunuz:
    “Kız mı, erkek mi? Adı ne?” YANLIŞ
    “Dişi mi, erkek mi? Adı ne? DOĞRU

    Restoranda otururken, arkadaşınız tuvalete gidiyor ve döndüğünde utanarak ama aynı zamanda heyecanlı bi’ şekilde anlatıyor:
    “Kahretsin ya, yanlışlıkla erkekler tuvaletine girmişim. İçeride bi’ sürü erkek vardı, tip tip baktılar. Çok utandım.” YANLIŞ
    “Kahretsin ya, yanlışlıkla adamlar tuvaletine girmişim. İçeride bi’ sürü adam vardı, tip tip baktılar. Çok utandım.” DOĞRU – (İngilizce’de Men’s Restroom/Women’s Restroom diye geçer. Kapılarda MEN[adam]/WOMEN[kadın] yazar, MALE[erkek]/FEMALE[dişi] değil.)

    Facebook’ta oyalanırken listenizde ekli kız arkadaşlarınızdan birinin sevgilisinden ayrıldıktan sonra girdiği histerikli status ile karşılaşırsınız:
    “Bütün erkekler aynı!!1!1 :SSs” YANLIŞ
    “Bütün adamlar aynı.” DOĞRU (Aynı psikolojideki histerik kızlar İngilizce’de “All men are the same.” şeklinde yazar. Cinsiyet değişikliği yaparsak aynı tripteki adamların da “Bütün kızlar aynı.” şeklinde yazdığını görürsünüz, “dişi” olarak geçmez.)

    Peki sonuç olarak ne yapılmalı?
    “Kadın” kelimesini kullandığınız yerlerde “dişi” kullanın. Kız ve oğlan kelimelerinden korkmayın. “Erkek” kelimesini kullandığınız yerlerde “adam” kullanın. Bayan kelimesinden rahatsız olmaktansa “Bay” kelimesinin de aynı sıklıkta kullanılmasını talep edin, nezaket aşağılama değildir. Bi’ gruba gösterip, diğerine göstermemek ise ayrımcılıktır. Son olarak da, dünyadaki bütün sorunları koca bi’ cinsiyet olarak “erkek”lerden bulmayın. Biz de en az sizin kadar mevcut toplumsal düzenden zarar görüyoruz. (Zorunlu askerlik, askerlikte görülen şiddet ve cinsel istismar, sünnet, cinsiyetler arası arz/talep dengesizliğinden ötürü oluşan rekabet ve buna dayalı komplikasyonlar, kim ne derse desin maddi başarı ve prestij açısından yüksek konumda bulunma zorunluluğu, hiç bahsedilmeyen cezaevi tecavüzleri, klasik erkek prototipine uymayan bireylere [uzun saç/sakal, küpe, daha özgür yaşam tarzı] karşı iki cinsiyet tarafından da uygulanan fiziksel ve psikolojik baskı, ailevi ve maddi baskılar sonucu istediği kariyeri/hayat tarzını yaşayamamak, karşı cins tarafından her daim mağruz kalınan çeşitli itham ve önyargılar [korkulması/önlem alınması gereken canlı, potansiyel tecavüzcü/abazan) vb.)

  20. Hasan Babayaro der ki:

    Kafeste aslanla baş başa kalınca “kedicik” dersin ya işte o “kedicik”tir “bayan”

    Ben diyemem kadın falan, korkarım çünkü. erkek erkeğe iken karı derim : karıyı aldım öyle yaptım şöyle çevirdim evirdim yani.
    Ama teke tekte ya da toplum içinde korkarım ondan.Yatak odasında da korkarım.

    Ben cinsel organımın heybeti ile övünürüm ama aslında o daha üstün benimkinden. Bir defa daha büyük , içine alır beni. Ya beğenmez hissetmezse? O zaman benimki küçük değil o geniştir laf söyletmem benimkine. Çaktırmam ama korkarım ondan , 20′li yaşlarıma kadar gerçeğini görmedim, bizimki her yerde kumsalda, daha çok dillerde. O ise sır perdesi. ah bir görsem, ah bi verse. Beceremedim pek birşey ilk seferde ama öyle anlatmadım tabi şişirdim de şişirdim kendimi. Marifet!
    Halbuki yabancıyım ona ne sever ne ister bilmem korkarım o yüzden. Kendime bile itiraf edemem annemde de ondan var, hatırlatanı öldürürüm. Kızken güzel ama kadın oldum mu korkarım. O yüzden hep kız isterim, o da bilmesin o da benden ürksün isterim. Çünkü kadın oldum mu ben zayıf kalırım.,

    Bu yüzden ben kadın demem, bayan derim.
    Kafeste aslanla baş başa kalınca “kedicik” dersin ya işte o “kedicik”tir “bayan”.

  21. Malın önde gideni der ki:

    Ne yani kibar da mı olmayalım! Hüloooğ

  22. hanımefendi. der ki:

    öncelikle şunu belirtmeliyim ki kadın kelimesinin kullanılmasına karşı olmadığım gibi bayan, hanım, kız, dişi kelimelerini de yerine göre kullandığım olmuştur. yani aslında dikkat edilmesi gereken nerde hangi kelimenin kullanılacağıdır. örneğin naaş ve ceset kelimeleri aynı anlama geldikleri halde ayrı ayrı cümlelerde kullanıldığında kişilerde oluşturduğu izlenim farklı olmaktadır.

    dünyada pek çok topluluk ataerkil olduğu düşünülürse bu durum sadece türkiyede değil yazıda örnek verildiği gibi ingilterede de olmuş hatta onlarda da Ms. denen kadının evli mi bekar mı olduğu belirtmeyen bir bayan kısaltması bulunmuş. eğer bizde kadın-kız ayrımı varsa ve bundan şikayet ediliyorsa neden bayan sıfatının kullanılmasına destek verilmiyor da kadın diye diretiliyor merak konusu.
    son olarak neden son zamanlarda bayan kelimesini daha çok duymamızın sebebi de kadının sosyal hayattaki etkinliğinin artmasındandır
    dipnot: kadınım.

  23. cemremavi der ki:

    Aşağıdaki yorumların bir kısmını okuduğumda gerçekten bu gibi yazıların ne kadar az ve yetersiz kaldığını hissettim. “Siz kadınlar aynısınız!”, “ne desek kızıyorsunuz!” ve en kötüsü “bu tarz feminist tavırların erkeklerın gözünde sizi yücelteceğini sanıyorsunuz! “tarzı sığ yorumları gördüğümde bazı insanların derisini aşmak için çok daha fazla suya sabuna dokunan ifadeler seçmek gerektiğine iyice inandım. (ayrıca feminizmin bile erkeklere yaranmakla özdeşleştirilmesini hastalık derecesinde iğrenç ve egoist buluyorum) Yazının en başında asıl meselenin günlük hayatta birine “kadın” ya da “bayan” demek veya bu seçimin bireysel bir doğruluğu ya da yanlışlığı olmadığı çok net belirtilmişti. Belki bu konuda çok fazla bağırıldığını, konuşulduğunu düşünen kişilere tekrar tekrar anlatmak gerek. Yazı sana niye “bayan” dedin ya da niye “kadın” dedin diye kızmıyor. Mesele ‘ev bayanı’ demek ya da ‘bebek kadın’ demek de değil. Konuyu böyle absürdleştirerek ve altta yatan sosyolojik gerçeği yadsıyarak prim yapmak da o kadar zekice değil aslında.
    Bu yazı son yıllarda siyasi duruşla da bağdaşan gün geçtikçe de kadını
    metalaştıran, süs eşyası konumuna sokan ataerkil zihniyetin ve çok daha eskiden gelen kültürel baskıların bir sorgulanmasıydı. Konu direkt olarak “Erkek” tanımının karşısında “Bayan”ı kullanma isteğinin nedeni ya da tam tersi “kız veya kadın mı demeliyim” ikileminin “erkek mi demeliyim oğlan mı” ikileminden neden çok daha zor olduğuydu. Konu aslında tam da kadının herşeye mesele yapılmasıydı. Sıfatının, görevinin, adının hep de üstüne vazife olmayan insanlar tarafından kendilerine mesele yapılması. Aynen bir erkeğin sünnet olmasının bütün mahallenin ve akrabaların meselesi olması gibi. Düşündünüz mü inançlı bile olmayan bir çok aile neden erkek çocuklarını(kadın çocukları tanımı komik geliyor değil mi?) sünnet ettirmekten kaçabildi? Kaçı bu toplumsal baskıdan ayrı hareket etti. (Sağlıklı demeyin lütfen sanki herkesin hep aklına gelen ilk şey bu oluyormuş gibi) Ya da niçin bu toplumda sünnet olan oğlan çocuklarıyla “erkek oluyorsun” diye gurur duyuluyor düğünleri yapılıyor kınaları yakılıyor da, kız çocukları adet görüp kadınlığa adım attıklarında gizli saklı taşıyor orkidlerini? “Kirletilmiş” olmasına karşı çıkmıştı bir okur kadın sözcüğünün, bir devlet büyüğümüzden “kadın mı kız mı bilemem” diye bir laf işitmiştik geçen senelerde, bilmem hatırlanır mı. Peki bir iltifat mıydı sizce bu?
    İşte bütün itirazlar aynen, bu zihniyetle kolkola hareket eden “erkek” tanımının karşısına neden kadın yerine “bayan”ı koyulduğuna. Yoksa “bayan” sözcüğü zehirli olduğundan falan da değil. Aslında sözcükler çağrışımları olmadan önemli olmadığından, aslında en başından “kız” ya da “kadın” ya da “bayan” denerek kimsenin zihnine ve ahlak anlayışına alet olmak istemediğimizden. Öfkemiz birinin dalgınlıkla bize istemediğimiz biçimde hitap etmesine değil de itirazlarımıza rağmen, bütün bu sosyolojik gerçekleri yadsıyarak inatla ataerkil sistemi devam ettirme isteğiyle yanıp tutuşan, küçüklüğümüzden beri beynimize işlenmiş kısıtlamalara itirazımızı yadsıyan, hassasiyetlerimiz küçük gören insanlara. Ve nedenlerin çok da offensive olduğunu görmek için dahi olmaya gerek yok.
    Feminizm ve kadın haklarını yalnızca pozitif ayrıcalık sanan hırbolara yanıtım, steriotypelara karşı çıkmak “erkekler ağlamaz”a da, “komşuya pipini göster”e de, “askere gitmeyen adama kız vermeyiz”e de, “pilava kattık”lara da karşı çıkmaktır. Yani yalnızca “kadın yumruğu” değil ayrımcılık karşıtlığıdır. Sırf eve gidip emzirmek zorunda kaldığındam eşek gibi yorulan kadına 2 saat senden fazla izin verdiler diye feminizmi küçük görüyorsan, ömrün boyunca sünnet pilavlarını afiyetle yiyip küçük altın takabilirsin.

  24. Özlem der ki:

    Atatürk’ün dil devriminde değiştirdiği bir kelimedir “kadın” kelimesi. Batılılaşma sevdasıyla Msr.Ms.kelimelerinin çağrıştırdığı “evli olan ve evli olmayan kadın” ayrımımı Türkçe’ye uydurulmuş “Bay,Bayan ve Bayın” kelimeleri olarak geçirilmiştir. “Bayan” sanılanın aksine “evli/dul kadınlar” için “Bayın” ise “bekâr ve bâkire kızlar” için.
    “Kadın” kelimesi ise “katun,khatun” kelimelerinden gelmiş olup “hatun” olarak da dilimizde kullanılır.
    Hanımkız,Hanımefendi,Hanımlar toplum içinde kadınlar için kullanılabilecek en saygıdeğer ifadeler olmakla beraber “kadın” kelimesi de “bayan” kelimesi yerine kullanılacak en doğru düzgün ifadedir.
    Saygılar

  25. Gür der ki:

    Bunlar iyi gayretler ama hala hiç bir şeyi açıklamıyor. Belki de sorunumuz toplumsal olarak cinselliğin çok yanlış anlatılmış/ ya da hiç anlatılmamış veya gerçekten bir canlı için ne anlama geldiğini yeterince düşünmediğimizden kaynaklanıyor gibi. Şöyle ki, bir insan yavrusu doğduğunda paylaştığımız sevincin aslında bir üreme davranışının sonucu olduğunu ve belki de bu olurken erkeğin erken gelmesinden kadının hiç zevk alamadığını, ya da her iki seksinde orgazm olarak bu dölü oluşturduğunu oturup düşünmeyiz (halbuki asıl kutlama anı budur ikinci kısım için). Ne yazık ki bizim türümüz hala eşeyli üremek zorunda ve hoşumuza gitsin gitmesin genlerimizin/döllerimizin devamı için üremek zorundayız (bunu her birey değişik sebeplerden veya tercihler nedeni ile tabi ki başaramıyor bu da çok doğal). Arkanıza bir dakika yaslanıp şunu düşünün “soyunuzun geldiği ağaçta her hangi birey üremeyi başaramamış olsa idi şimdi siz burada olmazdınız”. Bizler aslında biyolojik evrimin yarattığı yaşam-kalım makinalarıyız ilk katmanda, unutmayın ki insan olmak bu katmanların en üstünde ve çok ince bir katman (şempanze ile sadece %2 genetik farklılık, bazılarımız bundan da hoşnut olmayabilir sorun değil). Birey olarak kendi türümüzü daha iyi tanımaya ihtiyacımız var bay/bayan/erkek/kadın/kız/karı/koca/ gibi kavramların temel biyolojimiz ve evrimimizle yakında ilişkisi olduğu kuşkusuz. Dişi ve erkek arasındaki farklar aslında üremek için iki seksin bir araya gelmesi zorunluluğundan ortaya çıkar ve aslında bireyin diğer bireye karşı rekabetinin en aza indiği işbirliğinin doğduğu noktadır. Aslında bu özellik çok önemli mesajlar taşır, bize benzer türlerin sosyal ilişkiler ve toplumlar kurmasının ve belki de türümüzün temel insani özelliklerinin evrimleşmesine olanak tanımış bir zorunluluktur. Eşeysiz üreyen bir tür olsaydık acaba nasıl bir tür olurduk, eminim bunların hiç birini konuşmuyor olacaktık, zaten konuşma yeteneğinin evrimleşmesine de gerek kalmayacaktı. Gelecekte bu gerçekleşir ise (kök hücre teknolojisi) türümüzün nasıl evrileceğini ise şahsen çok merak ediyorum. Kısaca, önce mensubu olduğumuz türü iyi tanımamız lazım, milyonlarca yıllık evrimimiz neticesine ortaya çıkan davranışların dilimize yansıyan şekillerini bu kadar temelsiz dayanaksız açıklamaya çalışmak yerine nasıl bir hayvan olduğumuzu anlamaya çalışmanın doğru bir başlangıç olacağını düşünüyorum. İşe Richard Dawkins’in “Gen Bencildir” inden başlayabilirsiniz.

  26. entelektüel der ki:

    Değerli kadınlarımız kızlarımız bacılarımız (özenle seçtim) herşeyden önce madem sadece kadın olmak hatun olmak hanım olmak isitiyorsunuz, öncelikle ataerkil düşünce hizmet eden topuklu ayakkabılarınızı kaldırıp çöpe atmakla, kadınları cinsel obje sınıfından kurtarabilirsiniz ki bu yazıyı yazan BACIMIZ topuklu ayakkabı giymenin nedenini de çok iyi biliyor.(Göğüs ve Kalça bölgelerini öne çıkarmak) Birde akademik bir dil kullanmış(!) Madem cinsel obje olarak görünmeye karşısınız o zaman lütfen defilelerdeki mankenler gibi ya da erkek dergilerinin kapaklarındaki cinsel metalar gibi giyinmekten vazgeçin.Dış görünüm %90 oranında etki bırakıyor. Topuklu ayakkabı ve mini eteklerle “Cinsel Meta Olmaya Karşıyız” diye söylem yaparken istemem yan cebime koy tavrındasınız. Lütfen, “Biz kadınlar bakımlı olmak güzel olmak için giyiniyoruz” deyip kendinizi küçük düşürmeyiniz.

    Her oğul’u doğuran kadındır, anadır. Kadına yönelik şiddet kullanmaya sonuna kadar karşı olduğumu belirtmek istiyorum. Kadın her şeyden önce Toplum Mühendisi’dir bu vasıf doğarken verilmiştir. Bayan kelimesinin kullanılmamasına karşı hassasiyetimi belirtmek istiyor kelimelerden çok kendinizden başlamanızı tavsiye ediyorum

    Saygılarımla.

  27. Ömer Yasa der ki:

    Her kavramı veya cismi bir “sözcük” le tanımlarız. Sözlüklerde bu sözcüklerin ne anlama geldiği yazılıdır. Cinsiyeti belirlemek için kullanılan “kadın” – “erkek” sözcükleri yerine “bayan” – “bay” sözcüklerini kullanırsak; kendilerine hitap için kullanılan “bayan” – “bay” sözcükleri yerine ne kullanacağız? Türkçe’mizi bozmakla ne kazanacağız?

  28. sbta der ki:

    Adamin Biri der ki:
    Nisan 28, 2012 tarihinde, saat 11:06 am helal olsun sitede bir kişi derdimizden anlamış.Dünyada sadece kadınlar var zaten .Erkekler yoktur.Ezilen yıpranan dövülen.Türk erkeklerinin dökülen saçlarından ,ağaran saçlarından,dökülen dişlerinden kim sorumlu acaba?

  29. gizem erbirer der ki:

    BUYRUN BAĞYAN!

    Hüseyin Özkök
    03 Haziran 2006 Cumartesi

    Sevgili Okurlar bugün bu yazımda spor dışına çıkıp bir kelimeyi irdeleyeceğim. Bu kelime, ne yazık ki ister eğitimlisi ister eğitimsizinde olsun, toplumda “habis bir ur” şeklinde yayılan “BAYAN” kelimesi.

    Toplumumuzda özellikle son 20 yılda yaşanan yozlaşmayla birlikte yerleşen maganda ve (sevgili Engin Ardıç’ın tabiri ile) “lümpenproleterya” kültürü Türkçeyi de gitgide yozlaştırmaya başladı. Bunun yanında hâkim olan erkek egemen düzen kadınların cinsel kimliklerini kelimelerle saklama yoluna gitti. İşte bayan kelimesi de bu lümpen kesim tarafından kadına kadın denmemesi ve kadının cinsel kimliğini örtmek için özellikle topluma empoze edilmiş bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Siverek’te açılan “Bayanlar Parkı” buna çok güzel bir örnektir. Tabi medyanın da büyük bölümü bu lümpen kesimin sırtından para kazandığı için bu kelimenin dilimize yerleşmesi çok daha kolay olmuştur. İşte “haftanın en şık bayanı” diye bir TV’de yapılan seçim buna güzel bir örnektir. İşin en acı yanı birçok insan da bunun çok nazik bir kelime olduğu varsayımına kanarak bu tuzağa düşmüş ve bayan kelimesi dillere pelesenk olmuştur. Nazik olunmak isteniyorsa “hanım” ve “bey” demek çok daha nazik kelimeler değil midir?

    Ülkemizde Erkek egemen düzenin erkeği kadın kelimesini “cinsel kimlik” olarak değil “kızlığı bozulmuş” kişi olarak algıladığından kadına kadın demek onlar için zül olmuştur her zaman. Oysa kendilerinin cinsel kimlik saklama gibi bir dertleri olmadığı gibi erkek olarak bu kimliklerini ön plana çıkarmak da hepsinin hoşuna gitmektedir. Toplumun büyük kesiminde hayatın içindeki her yerde erkek, erkek olarak kalırken kadın “bayanlıktan” kurtulamamaktadır. Yani erkeklere nedense “bay” değil hep “erkek” denmektedir.

    Örneğin, erkeksi tavır sergileyen ve argo konuşabilen kadına “vay be erkek gibi” denirken hareketlerinden hoşlanılmayan erkeklere “karı gibi kıvırtma” denebilmektedir. Bu da kadına bakış açısını çok güzel gösteren bir örnektir.
    Sporda da erkekler ve bayanlar ligleri vardır, erkekler ve kadınlar ligleri değil. Neden peki bu liglerin adları Erkekler ve Bayanlar ligleri de Erkek ve Kadın yada Bay ve Bayan ligleri değil?

    Bayanın karşılığı nedir? Bay. Bunun yanında kadın-adam, kız-erkek, hanımefendi-beyefendi, kadın-erkektir karşılıklar değil mi. Bay ve Bayan kelimeleri ise aslında Türkçe’de adların önüne gelen sıfatlardır, başka bir şey değil. Yani bunların kullanımı da dil bilgisi açısından da yanlıştır. NTV, CNBC-e gibi entelektüel (entel değil) insanların seyrettiği kanallarda bile bayan kelimesi yerleşik bir hal almıştır ne yazık ki. Örneğin film çevirilerinde bir kadına İngilizce “yes mem” şeklinde hitap “buyurun hanımefendi” anlamına geldiği halde çeviriyi yapan arkadaşlar bunu “buyurun bayan” şeklinde tercüme etmektedirler. Ne kadar seviyesiz ve bayağı bir tarz bir kadına bayan diye hitap etmeyi düşünebilmek hanımefendi demek dururken. Tam bir pazarcı ağzı! Bir erkeğe ise “yes sör” yani “buyurun efendim” hitabında ise “buyurun bayım” kelimesi kullanılmaktadır ki bayım kelimesi de tamamen hatalı kullanılan bir kelimedir. Eğer bir erkeğe bayım derseniz onun mantıki karşılığı “buyurun bayanım” olmalıdır ya da bir kadına “buyurun bayan” diye hitap ederseniz o zaman onunda mantıki karşılığı “buyurun bayım değil“ buyurun bay” olmalıdır. Örnekten de anlaşılacağı gibi yanlışlık, kelimeleri değiştirme gerekliliği ile sabittir.

    Bu kelimeyi daha önce yasaklayan TRT de AKP iktidara geldikten sonra sıkça kullanır oldu. Örneğin kadınlar arası bir yarışma yayınlanıyor ekranda istatistiklerde “women” yani “kadınlar” yazıyor ancak TRT spikerleri sürekli bayan demekte ısrarcılar. Bu ne yazık ki çok sevdiğim NTV Spor Servisi’nde de böyle. Oysa NTV Spor Müdürü Fuat Akdağ bayan kelimesine her zaman karşı çıkmış Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu ile yıllardır program yapıyor. Mehmet Y. Yılmaz Milliyet Genel Yayın Müdürü olduğu dönemde “bayan” kelimesi ile ilgili benim görüşlerime paralel bir yazı yazmıştı. Çarşamba günü de Hürriyet’te bundan bahsetti. Ancak özellikle Milliyet Gazetesi Spor Servisi’nde o dönem bayan kelimesi yine kullanılmaya devam etmişti. Basında bu fikri paylaşan ve özellikle kadın kelimesini kullanan yazarlar da var aslında. Ama bunlar ne yazık ki azınlıktalar. Başka unutamadığım bir örnekte şu. Hükümet’in kadın (bağyan) bakanlarından Güldal Akşit bir ATV Ana Haber bülteninde Ali Kırca sürekli kadın kelimesini kullanırken karşısında ısrarla bayan, bayanlarımız şeklinde konuşmuş ve bir kez bile kadın dememişti. Bu o zaman benim hemen dikkatimi çekmişti tabii ki. Bir kadın bakanın kadın demekten çekinmesi acaba nasıl bir mantıktır?

    Ben uzun yıllardan bu yana bayan lafı kullanılan her ortam ve platformda bu görüşlerimi mümkün olduğunca dile getirmeye çalıştım. Hatta bu tuzağa düşüp sürekli bayan kelimesini kullanan birçok kişi de olaya bu örneklediğim açılardan bakınca bana hak verdiler.

    Yazarlığını yaptığım Birgün Gazetesi politika olarak Bayan kelimesini gazetede kullanmamaktadır. Bu kelimeyi kullanmayan insanlar kadın hakları açısından Türk kadınına büyük bir destek vermektedirler. Bu nedenle Birgün’ün bu tutumunu takdire değer bulmaktayım.

    Bir kez daha yineliyorum. Bu kelime kadına kadın dememek için empoze edilmiş bir kelimedir ve kadınlarımızın cinsel kimliklerinin bastırılması politikasının bir parçasıdır. Özellikle de kadınlarımız buna alet olmayıp kimliklerine sahip çıkmalıdırlar.

  30. Ugur der ki:

    Bence bu yazıda atlanan bir konu var; “adam” sözcüğünün karşılığının da “kadın” olması türkçede, “erkek” kelimesi gibi. Derinlerde bir sorun olduğu açık bakış açımızda toplum olarak, ama bunu kelimelerin üzerinden çözmeye çalışmanın ne kadar doğru olduğunu da tartışırım.

  31. Yusuf der ki:

    Eşik kriterini yaş olarak kabul edersek, 5 yaşından öncekileri “kız” , 5 yaşından sonrakilere “kadın” diyelim olur mu ? Olmaz sanırım.

    Peki “kadın” kelimelesinin toplum zihninde “kirlenmiş” olmasını yok etmek mümkün mü ? Sanıyorum o da zaman içinde olabilecek birşey. İnşallah düzelir ve tüm kızlar, evliler, bakireler, boşanmışlar, dullar vs. hepsi “kadın” olur. (Ama beklemek istemiyoruz, doğrudur.)

    Peki kadın kelimesinin “kirlenmiş” olduğunu benimseyen kesim sadece erkekler mi ? Elbette değil.

    “Senin gibi bir kadının şu konuyu şu şekilde yapması daha doğru olur” diye öğüt verdiğim 25 yaşında “kadının”, “Yuh abi naptın sen, ne kadını, kız diyelim biz ona” demesi kadın kelimesinin “kirli” , kız kelimesinin “tertemiz” olduğunu düşünenlerin sadece erkekler olmadığını gösteriyor.

    Hal böyleyken bence sonuç şu ;

    Siz, önce sizin tarafınızdaki kirlenmişliği yok edin, yine de problem devam ederse biz erkekler de bu taraftaki kirlenmişlik anlamını yok ederiz. Kaldı ki kadınlar tarafındaki “kirlenmişlik zihniyeti” yok olunca, erkeklerin de bu kelimeyi daha rahat kullanabileceğini düşünüyorum.

    Sonra da dünya daha güzel olur. Bayanlar kadın olur. Oğlanlar da erkek olur. Oh mis.

  32. o veya bu der ki:

    bayan diye hitap edilmesinden rahatsızlık duymayan kadın tanımadığınızı söylemişsiniz. fakat en azından benim çevremde kadın diye hitap edilmesinden tiksinti duyan insanlar var.

  33. Nurefşan der ki:

    Sadece Türk toplumunda olmayan, kadının bakireliğine göre algılanıp tasvir edilmesinin doğurduğu anlayışın dilimize yansıyıp “kız” ve “kadın” kelimelerine manalar yüklemesi reddedilemeyecek bir yara. Ve bu çok geniş, çok başka bir konu. Türkiye’ye abanmayalım. Dünya genelinde bu anlayışın izleri vardır. Bu acı bir mevzudur ancak “bayan” kelimesinin “kadın” kelimesi yerine kullanılmasını kesin olarak bu mevzuya nasıl dayandıralım? Böyle bir kesinliği nerden teyit ederiz? Aynı zamanda “kadın” kelimesinin zihinde uyandırdığı bir kabalık tesiri olduğunu elbette kabul ediyor ama kesinlikle bu mevzudan ötürüdür diyecek sağlam dayanağı bulamıyorum. Olabilir, bu bir fikirdir ama böyledir diyemem. Kelimenin kabalık tesirinden bahsetmişken, aynı şey “karı” kelimesinde de vardır misal. Hem de çok çok daha fazla vardır. O yüzden insanlar “eş” kelimesini kullanmayı tercih ediyorlar. Koca kelimesinde bir şey yok. Şimdi, “Sizi eş ilan ediyorum.” diyen nikah memurları bile var. Aynı zamanda kaba bir adamın “Lan karı!”, “Lan kadın!” hatta “Kadın!” diye bağırdığını hayal edebilmemize rağmen “Bayan!” diye bağıran bir adam ancak bir kadına seslenen, kibar biri olarak canlanabilir gözümüzde. Tüm bunlarla birlikte “Kadınım…” lafı ne hoş, ne samimidir. Tanju Okan’ın şarkısı ne hoştur. Bu algılar nasıl koyulmuştur beynimize, nerden çıkmıştır, kim demiştir ki “karı”, çirkin bir kelimedir bilemeyiz. Tarih böyle şeyleri yazmaz. Ama niye kaba olsun ki bu kelimeler? Saçma algılardan kurtulsak keşke. “Karı”, evlenilen kadına hitap şekli ve bir cinsiyetin kelime hali olabilsin. Neden olamasın? Olmalıdır. Ve aslında hala tam olarak bağrımıza basamadığımız, kimi zaman ve kimimize sentetikmiş gibi gelen bayan kelimesi daha çok bir hitap şekli olarak kalabilir ki “kadın” kelimesini hitap ederken zaten hiç kullanamayız. Ancak kadının bakireliğine verilen önemin toplumlardaki hali ve izi umuyorum ki silinsin. O da apayrı bir konudur.

  34. saçma bi tartışma , neymiş efendim kadın denecekmiş ne farkediyo lan de işte birini bu kadar takılmaya gerek yok.Sinirlendiren tartışma konularından biri , Bunlar yüzünden dişi, female,mrs. , hatun ,kadın ,karı, kız kısmından soğudum. yeni nesil Türk kadını takıntılı herhalde.

  35. oguz der ki:

    Oncelikle bu yazinin toplumun bilincaltina yerlestirilen erkek egemen kulturun bi sonucu olan samimiyetsiz ve haksiz yere yakistirilan(?) bi soylemden daha ote bir yazi oldugunu belirtmek istiyorum. Bilincli bir insan olarak soylenenlerin ve yasantimizda gorunenlerin arkasinda yatan gercekleri dogru gormek gerekir. Bir erkegin kadinlarin hayati hakkinda atip tutmalari kategorize etmeleri yersiz ve haksizcadir. Lutfen insansak eger bilincimizi acalim ve insan onuruna yakisan bir sekilde yasam surelim.

  36. onder der ki:

    Yazıda, “Burada bizim kastımız dilin aslen bir zihniyet dünyasının yansıması olarak görülmesi gerektiği…” gibi bir ifade var. Evet dil zihnin aynasıdır. Ancak zihnin aynası olan “dil”dir. Dilin kullandığı işaretler veya semboller değil. Zihnin aynası olan dil kullanılan işaret veya sembollerden tamamen bağımsızdır. Biz ses ile değil de bazı elektromanyetik dalgalarla da haberleşiyor olabilirdik (ses dalgalarını kullanıyor olmamız tamamen fizik dünyadan kaynaklanan bir kısıttır, zihinsel (veya dile ait) bir kısıt değildir). Burada her hangi bir obje için bu frekansı kullanma da şu frekansı kullan doğrusu bu demek gibi birşey bu. Ya da işaret dilinde şu veya bu işaretin kullanımı gibi birşey ( Bilimsel çalışmalar bir kavramın kelime, işaret veya başka bir sembol veya ikon ile anlatılması durumunda beyinde aynı bölgelerde aynı aktivasyon olduğunu göstermektedir ). Konuyu kadın ve bayandan alıp farklı varlıklar için düşündüğümüzde aslında cevap daha açık bir biçimde karşımıza çıkıyor bence. Elmaya, elma veya alma demek arasındaki fark gibi.. Kullandığımız kelimelerin farklı olması zihnimizde oluşan imgelerin farklılaşması anlamına gelmiyor. Bir şeyi ister farklı kelimelerle istersek te bir işaret ile ifade edelim. Zihnimizdeki etkileşim hep aynı. Yani bu açıdan bakınca kelimeler zihnin aynası değil…

    Sonuç olarak, bana kelimelerle savaşmak anlamsız geliyor, kelimeler yalnıca birer işarettirler. Onların anlamını soyutlama yolu ile algılarız. Problem kelimelerde değil de kelimelerin arkasında bulunan anlamda ise şayet, bunu kelimeleri değiştirmek sureti ile değiştiremezsiniz. Bu anlamın kendisi ile mücadele etmek gerekmektedir.
    28 February at 12:13 · Edited · Like

  37. tuba aydın der ki:

    “Kadın” sözcüğünü, kadının “bekaret” şekli ile niteleyen erkil zihniyetten kurtaramadığımız sürece, bir “kız”a her “kadın” dediğimizde; “estağfurullah, kendisi kızdır” cevabını almaya devam edeceğiz. “kadın”lığın bir bekaret sembolü değil, bir cinsiyet olduğunu ne zaman öğrenebileceğiz acep???

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>