Kategoriler

Yekta Kopan 26.05.10

Kadına Kadın Diyememek

Bir de bu ‘bayan’ kelimesi var. Cumhuriyet ideolojisinin dilde karşılığını bulmaya çalıştığı dönemlerde yerleştirilmeye çalışılmış ‘bay-bayan’ ikilisinin, bir garip uzantısı. ‘Bay-bayan’, Fransızcadaki ‘madam-mösyö’ ikilisine benzer bir kullanım amaçlanarak, büyük bir olasılıkla serbest çağrışım yoluyla dile iliştirilmiş olsa gerek. Reis ya da ulu kişi anlamına gelen ‘bég’ Orhun Yazıtlarında geçiyor. Oradan ‘bay’a, oradan da nasıl bir yapım ekiyle dişilleştirildiği anlaşılamasa da ‘bayan’a ulaşılıyor. Ama formül pek işlemiyor; insanlar birbirlerine Bay Falanca ya da Bayan Filanca diye hitap etmiyorlar. Resmi dilde bay-bayan ikilisi yerini ‘sayın’a bırakıyor. Yüzeysel bilgiler bunlar; derinine inmek isteyen etimoloji sözlükleri ile sosyoloji kitapları arasında gidip gelerek bir araştırma yapabilir.

Continue reading Yekta Kopan 26.05.10

Eyüp Can 13.08.10

Kadına kadın diyemeyen zihniyet

KARISINA ‘karım’ kocasına ‘kocam’ diyemeyenlerin ülkesi Türkiye…

‘Eşim…’

‘Beyim…’

* * *

Bazıları için bu bir nezaket göstergesi.

‘Bey…’

‘Hanım…’

* * *

Ama gelin itiraf edelim…

Sahte bir nezaket gösterisi, kötü bir alışkanlık aslında.

Çünkü mesele cinsel kimliklerimizle barışık olamama.

Bu yüzden Basketbol Federasyonu’nun aldığı ‘Kadınlar Ligi’ kararını canı gönülden alkışlıyor, Voleybol Federasyonu’na ‘Bayanlar Ligi’ ayıbını devam ettirmek istediği için kocaman bir ‘yuh’ [...]

Nilay Yılmaz 11.03.2010

Kadın’ın adı var!

Milliyet

 Geçtiğimiz Pazartesi “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün 100. yıldönümüydü. Günün anlam ve önemi üzerine TV8’deki Bizim Stadyum Çok Özel’de Faik Çetiner kadınları konuk etmiş.
Futbol camiasında kadın olmanın zorlukları ve kadınların futbola bakışı üzerine keyifli bir sohbetti. “Kadınlar gününde bayanları konuk ediyoruz” dedi Çetiner defalarca…
Kadınlar gününde bayanlar…
“Bayan”ın kullanımı dilimizde tamamen normalleşti, kadın demek fena bir [...]

Murat Belge 10.06.80

[...]

Nilay Yılmaz 15.04.10

Hıncal Uluçtan’tan naçizane ricamdır!
11 Mart’ta yayımlanan “Kadın’ın adı var” başlıklı yazımda “kadın” yerine “bayan” kelimesinin toplumda habis bir ur şeklinde yayıldığını anlatmaya çalışmış ve kadınların da erkekler kadar bu tuzağa düştüğünü vurgulamaya çalışmıştım.
Çünkü “bayan”ın kullanımı dilimizde tamamen normalleşti ve kadın demek fena bir şey demek manasına geldi…
NTVSpor, yazımın katkısı var mı bilmem, artık bayanlar yerine kadınlar [...]

Cumhuriyet Pazar/Elif Tokbay 28.03.10

Asıl bayan sizsiniz, biz kadınız!Kimliksiz, kişiliksiz, kaba, aşağılayıcı, sorgulayıcı bayan kelimesinden çok rahatsız olan iki kadın bir site kurdu. www.bayandegilkadin.com kadına kadın diyemeyen zihniyetin foyasını ortaya çıkarıyor.

ELİF TOKBAY

Bayan voleybol takımı, bayan sporcumuz, bayan giyim reyonu, bayan otobüs şoförü, bayan itfaiyeci, bayan doktor, bayandan satılık, bayan eleman, şişme bayan… Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama itiraf edelim doktoruna “Bebek bayan mı?” diye soran hamile kadını Mutlu Tönbekici’den öğrendik, bu kadarına da “pes” dedik. Çoğu insanın kadın sözcüğüyle alıp veremediği bir şeyler var. Kadına “kadın” diyemiyor, “bayan”ı kullanarak kibar olduklarını sanıyorlar. Kadına “kadın” demek ayıpmış gibi… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Aydın Engin’in yazdığı yazıya kulak verirsek “kadın” yerine “bayan” sözcüğünü kullanmakla “Erkeklerin yer yer kerhane kapısını andıran bilinçaltı açığa çıkıyor”. Kadınlardan “benim avrat” diye söz edenlerden ayrılmak isteyen “kibar kentli”(!) “bayan”ı kullanıyor.

Bayan lafından bayılan iki kadının kurduğu www.bayandegilkadin.com sitesinin derdi tam da bu anlattıklarımız. Eğitimci iki kadın ocak ayından beri basını tarıyor, köşe yazılarını topluyor, gözlerine çarpan fotoğrafları paylaşıyor ve diyorlar ki “Eğer bayan kelimesi gerçekten bir nezaket ifadesi ise, demek ki bu, kadın kelimesinin çağrıştırdığı bir kabalığı örtmek için tercih ediliyor. Asıl sorun kadın kelimesinin toplumsal bilinçaltında ‘kirlenmiş’ kabul edilmesi.”

Yani kadın demek, cinsel ilişkiye girmiş demek, öyleyse birine kadın demek “Hıımmmmm.. Seni pis seni, sen artık kirlenmişsin” demenin bir başka yolu. O zaman ne yapalım, öyle uluorta herkese kadın demeyelim, kız desek de olmaz, “bayan”la işin içinden çıkalım. Fakat aynı durum erkekler için geçerli değil. Sitenin kurucuları diyor ki, “Erkek öğrencilerimize ‘size oğlan diyebilir miyiz?’ diye sorduk, ‘estağfurullah’ yanıtını aldık. Erkekler oğlanlıktan ilk fırsatta kurtulmak zorunda, kızların ise bu konuda çok dikkatli olması gerek. Türkçe erkeklerin erkek doğup erkek ölmesine izin veriyor, keşke kadınlar da kadın doğup kadın ölebilse. Ya da kız kelimesi sadece yetişkin olmayan kişiden söz etmek için kullanılsa.”

Continue reading Cumhuriyet Pazar/Elif Tokbay 28.03.10

Selen Doğan/ Uçan Süpürge 28.03.10

CİNS KÖRLÜĞÜNE KARŞI: ALTERNATİF SÖZCÜKLER SÖZLÜĞÜ

Birgün Pazar

Amerika’da her yıl ‘İngilizcede yasaklanması gereken kelimeler listesi’ açıklanır. Lake Superior Devlet Üniversitesi’nin bu yıl 34. kez yayımladığı yasaklı sözcükler listesine yurttaşlar yaklaşık 5 bin başvuru yaptı, bunlardan 15’i dikkate alındı. Tam adıyla ‘İngilizce’de Yanlış, Gereğinden Fazla Kullanılan ya da İşe Yaramadığı için Yasaklanacak Kelimeler Listesi’nde (List of Words to [...]

Hakkı Devrim 30.03.10

Dil Yâresi

Radikal
* Cumhuriyet’in Pazar ekinde Elif Tokbay yazdı bu hafta, ben de ondan öğrendim. Üç aydır faal olan bir internet sitesi varmış: www.bayandegilkadin.com imiş adı.
Eğitimci iki hanım kurmuş bu siteyi. Adlarını vermiyor, fotoğraflarını kullanmıyorlarmış sitelerinde.
Onların yazdığı, düşündügünü yazıp gönderenler, meslektaş Elif Hanım… Hepsinin düşüncelerine dair yazılanları dikkatle okudum.
Yalnız dikkatle mi, beğenerek, gülerek, yüksek sesle ben de düşündüğümü [...]

Mehmet Y. Yılmaz 21.11.09

‘Baaayanlarla’ ilişki meselesi!

Hürriyet

ERGENEKON savcıları, telefonları dinlenen bazı yargı mensupları için Adalet Bakanlığı’nca inceleme başlatılmasını istemiş. Gerekçelerden biri “bayanlarla ilişki kurmak”!

Bunun nasıl bir disiplin suçu olduğunu bilemiyorum elbette. Eğer bu “ilişki” makamın kötüye kullanılması ile gerçekleşiyorsa durum farklıdır, “özel hayatını istediği gibi yaşamak” ise çok daha farklı.
Buna karar verebilecek durumda değilim. Ancak bu “bayan” lafını duyunca, tahtaya tebeşirin ters sürtülmesi gibi bir duygu uyanıyor içimde, sinirlenmeme engel olamıyorum!

Continue reading Mehmet Y. Yılmaz 21.11.09

Ayşe Saktanber 08.09.02

“Bayan”ları değil kadınları

Radikal 2

Kadınlar için politikalar üretmekten korkmayan, ele aldığı toplumsal projeleri mutlaka cinsiyet eşitsizliği açısından da sorgulayan, “fikri hür, vicdanı hür” birçok kadın siyaset yarışından yüzlerinin akıyla çıkacak

Bir seçim dönemine daha girdik. Eli kulağında, bugün yarın artık bütün siyasi partilerin aday listeleri kesinleşecek. Biz de göreceğiz bakalım, hangi partilerin kaçar tane kadın milletvekili adayı olacak. Daha da önemlisi kaç parti, hangi sayıda kadın adayını seçilme olasılığı yüksek yerlerden aday gösterecek. Ama iş burada da bitmeyecek, bir de tabii bakacağız ki hangi partiler hangi kadınları aday göstermişler. Bakacak mıyız sahiden? Yoksa basitçe, gene daha işin ta başında, meselenin ilk evresinde takılıp kalmak zorunda mı kalacağız? Yani gene sadece siyasi temsil bağlamında kadın erkek oranlarındaki eşitsizlik üzerine laf söyleyip, dert yanmakla mı yetineceğiz? Herhalde böyle olacak. Ama daha kötüsü, binbir badire atlatıp Meclis’e girebilecek üç-beş kadının da, çoğunlukla hem kadınlar için politikalar üretmekten imtina eden, hem de eşitlik ve adalet adına toplumdaki cinsiyet dengelerini pek de öyle kaale almayan “bayanlar” arasından çıkmasının epey yüksek bir olasılık olması. Durun, hemen bu ikilik de nereden çıktı şimdi demeyin. Biliyorsunuz bir müddettir işler böyle. Artık memleketimizde kimi kadınlara kadın, kimilerine de bayan deniyor. Aslında hatta hepimiz külliyen bayanlaştırılmak isteniyoruz da, görmezden, bilmezden geliyoruz. Ama şimdi konumuz bu değil. Daha doğrusu konumuz bu durumla gayet yakından ilgili ama doğrudan değil. Konumuz bu seçimlerde de şu fani ataerkil dünyada tutmak zorunda kaldığımız cinsiyet safları açısından kadınlığın siyasi temsil halinin ne olacağı. Hiçbir şey olacağı yok, şimdiye kadar nasıl olduysa, gene öyle olur mu diyorsunuz? Doğrudur, olabilir. Ben de zaten kendimi şu sağdan, soldan üstümüze yağan yenilik “masallarına” kaptırmış da onca senenin kurbağasını prense çeviren prenses öpücüğü payesi biçiyor değilim bu seçimlere. Ama itiraf edeyim ki çok bıktım bu durumdan ben artık. Kadınlara habire siyasi partilerin modern, liberal, demokratik vitrin malzemesi muamelesi edilmesinden, bu durumun devamı numune kadın temsilciliği anlayışından, kadın kimlikleri üzerinden siyasi semboller üretilip durulmasından, hiç değişmeyecekmiş gibi duran gözü yaşlı anamızbacımız edebiyatından, iktidar tayyörlerini kuşanıp etrafa vakur tebessümler saçan kadınlara atfedilen sahte önemlerden ve daha böyle uzayıp gidebilecek bir listeden çok çok bıktım sahiden. Hatırı sayılır bir “ilk kadın başbakan” deneyimi geçirmiş bir memleketin evlatları olarak “sizi” de gördük denilebileceğinin de farkındayım maalesef. Ama ben de zaten kadın olsun da ne olursa olsun bağnazlığında değilim. Benim itirazım bu erkek olsun da ne olursa olsun bağnazlığına. Bu her bir toplumsal projemizin ta dibine kadar nüfuz etmiş olan cinsiyet körlüğümüze. Aynı zamanda da hâlâ daha şaşırmaktan kendimi alamıyorum: Nasıl oluyor da erkekler var olan erkeklik tanımlarından bu kadar memnun mesut yaşayabiliyorlar? Liberali olsun, muhafazakârı olsun, sosyal demokratı olsun nasıl oluyor da bu kadar tek sesli, bu kadar tek ayak üstünde seken, bu kadar kendi akisleriyle dolu bir iktidar dünyasından kendilerine tatminkâr birtakım kimlikler üretebiliyorlar? Ve üstelik de böyle bir iktidar dünyasından bunca zamandır toplum yararına medet umabiliyorlar? Sonra da hiç sıkılmadan özgürlük, eşitlik, demokrasi filan gibi lafları dillerinden düşürmüyorlar? Nasıl oluyor da biz kadınlar da bunun böylece sürüp gitmesine, hadi göz yumuyoruz demeyeyim ama, katkıda bulunabiliyoruz? Çok mu naif oldu? Ya da çok mu kadir kıymet bilmezlik ediyorum? Keşke öyle olsa! Ama ben şimdi asıl kara kara şu seçim propagandası günlerine nasıl katlanacağımı(zı) düşünüyorum.

Continue reading Ayşe Saktanber 08.09.02