Neden Kadın?

Olur da bir gün ‘bayan’ kelimesinin şimdilerde kullanıldığı biçimine itiraz etmeye kalktınız.  Önünüze en sıklıkla sürülecek karşı fikir “ ‘bayan’ın nezaket sebebi ile tercih edilen bir kelime olduğu, sık kullanımında kötü bir niyet aramamak gerektiği” olacaktır.  O yüzden biz de akıl yürütmemize bu noktadan başlayalım.

Gerçekten de “erkek” ve “kadın” kelimeleri salt iki farklı cinsiyeti betimlemek maksadı ile kullanıldıklarında bir sıradanlık da içerirler. Bu sıradanlık halinin de bazı durumlarda uygunsuz  kalması muhtemeldir. O durumlarda bu kelimelerin yerine daha fazla saygı ve nezaket kastettiği kabul edilen başka ifadeler tercih edilebilinir. Örneğin sokakta hiç tanımadığınız bir kişiye “hey kadın” diye bağıramazsınız.  “Kadın” ve ’bayan’ kelimeleri arasında yapmak durumunda kalınılan  tercih örneğin “sen” ve “siz” zamirleri arasındaki  tür bir saygı katsayısı farkı ise, ‘bayan’ın o tür durumlardaki kullanımı aslen modern kentli yaşamin bir gereğinden başka bir şey değidir.

Ama zaten bizim derdimiz de “sayın baylar ve bayanlar” türü ifadeler ile değil. Daha doğrusu “bayan kelimesi nezaket sebepli kullanılır” diyenlerin gerçek kastı yukarıdaki tür bir durum  değil.

Bizim  ‘bayan’ kelimesinin yakın dönemdeki sık kullanımının sebeplerinin izini sürerken kullandığımız çok basit bir ölçeğimiz var: ‘bayan’ın kullanıldığı her durumda dönüp karşı cinsi betimlemek için hangi sözün kullanılmış olduğuna bakmak; bay mı erkek mi?

Girizgahta paylaştığımız  örnekler tam da bu testten geçemeyen durumlardı. Çoğunun ortak noktaları iki cinsiyetin bahsinin geçmesi gereken bilimum halleri “bir erkek-bir bayan” şeklinde ifade etmeyi seçmeleri idi.

Nezaket Aslında Niye?

Diğer bir deyişle bu ‘bayan’ kelimesin yakın dönemdeki kullanılma biçimi her şeyden önce dengesizlikten menkul bir mesele. Bu da o yukarıda bize sarfedildiğini söylediğimiz “bayanın kullanımı nezaket gereği ” açıklamasındaki iyi niyet varsayımını çok kuşkulu bir hale getiriyor. Şunu unutmayalım ki eğer son dönemde sadece ‘bayan’ bu kadar sık kullanılır hale gelmiş ise ve eğer sadece ‘bayan’ın kullanımı bir nazeket meselesi olarak ifade ediliyorsa, o zaman burada asıl kastedilen nezaketin bir cinsiyeti olduğu.  Eğer ‘bayan’ kelimesi gerçekten bir nezaket niyetinin ifadesi ise, demek ki bu kelime başka bir kelimenin çağrıştırdığı bir kabalık halini örtmek için tercih ediliyor.  Ya da diğer bir deyişle mesele ‘bayan’da değil asılonun yerine kullanıldığı diğer kelimede, yani ‘kadın’da düğümleniyor.

Bizim ifade etmeye çalıştığımız da asıl sorunun tam bu olduğu:  “Kadın” kelimesinin, çeşitli sebeplerden, kullanımı ayıp, uygunsuz olarak kabul edilmesi ve mümkünse kullanılmamaya çalışılması.  ‘Bayan’ kelimesinin her kullanımı (anlaşılan) aslında şöyle bir açılıma maruz kalıyor:  bugünkü çağrışımları  ile kadın kelimesinde ters bir şeyler var, biz o yüzden o taraflara hiç bulaşmamak, kadın gibi kirlenmemiş ama aynı anlama gelebilecek bir başka kelimeyi tercih edelim.  Yani ‘bayan’ın her kullanımı aslında “kadın”ın kullanılamazlığının da bir onayı.

Kendisini savunmaya  geçip “benim ‘bayan’ derken öyle bir niyetim yok” diyeceklere çok uzatmadan cevap verelim. Buradaki mesele “toplumsal bilinçaltı” dediğimiz hale bir örnek. Yani biz sizin her ‘bayan’ deyişinizde aklınızdan uzun uzadıya “aman kadın demeyeyim, o uygunsuz bir laf,  ‘bayan’ derken öyle kötü çağrışımlar yapmış olmuyorum” diye geçirdiğinizi iddia etmiyoruz.  Bizim asıl sorun olarak gördüğümüz şey “kadın” kelimesinin kolektif biliçaltında gözle görülmez bir biçimde “kirlenmiş” kabul edilmesi. Bu durumda kişinin hesabına düşen de kadın kelimesini kendi başına temizleyemeyeceğini belli belirsiz hissedip, kendini aynı anlama gelecek başka bir kelimeye doğru yönlendirmesi. Ve tekrar edelim bunlar çok çok hızlı, üzerine akıl yürütmeden yapılıverilen şeyler.

‘Bayan’ın son beş-altı yıldır seyrettiğimiz inanılmaz yükselişi tam da böyle bir süreç. Bizim çağrımız işte bu üzerine düşünmeden ama giderek daha çok yaptığımız ‘bayan’a meyil etme haline bir ışık tutmak, bunu yaparken neyi neye ve niye tercih ettiğimizin adını koymak.

Bayan mı, Kadın Diyememek mi?

O yüzden biz öncelikle bu ‘bayan’ hadisesinin adını doğru koymak istiyoruz. Burada bizim asıl gördüğümüz şey Türkiye’nin gittikçe daha yaygınlaşan bir biçimde  kadın diyemez hale geldiğidir.  Peki ama niye? Biz Türkiye’liler neden kadın diyemez olduk? Kadın kelimesini  Türkçe’de “kirleten” nedir? ‘Bayan’ kelimesinin yaygın kullanımı ile ilgili asıl tartışılması gereken kanımızca bu.

Yukarıdaki sorunun illa ki tek ve kesin bir cevabı yok.  Ama tabi kendimizce bildiklerimizden ve çevremizde duyduklarımızdan elimizde bazı ipuçları var. Genel bir ifade ile mesele “kadınlık” halinin salt bir cinsellik ile özdeşleştirilmesi, bu durumun da bazı insanlar için ‘kadın’ kelimesinin öyle olur olmaz her cümle içinde kullanılmaya  uygun olmayan çağrışımlar yapması gibi görünüyor.

Kadınlar, Kızlar, Erkekler, Oğlanlar

Bazılarına göre mesela ‘bayan’ kelimesi Türkçe’de yaptığımız “kız-kadın” ayrımını bertaraf etmenin bir yolu. Tekrar erkeklik halleri ile bir karşılaştırmaya girelim. Bir kere “oğlan-erkek” ayrımına baktığımızda benzer çağrışımlar orada çıkmıyor karşımıza. Dahası “kız-kadın” ikileminin asıl tehlikeli suları denklemin “kadın” tarafı iken, karşı yakada durum tam tersi. Orada daha olumlanan kelime işin “erkek”kısmı. Yaşı çok da büyük olmayan öğrencilerimize “size oğlan diyebilir miyiz?” diye sorduğumuzda gülüşmelerle karışık “estağfurullah” cevabını aldık mesela. Gene bir denksizlik durumu söz konusu burada; erkeklerin oğlanlıktan ilk fırsatta kurtulmaları gerekir iken, kızların ancak çok ve çok dikkat olarak kadınlığa geçmesi lazım.

Velhasıl anlaşılan o cenapta “oğlan” kelimesi diyelim ancak 5 yaşından küçük kişilerden bahsederken uygun olabiliyor. Onun dışında dil o taraftakilerin neredeyse istisnasız erkek doğup erkek ölmesine izin veriyor. Keşke bizim cephede de durumlar aynı olmuş olsaydı. Keşke kadınlar da kadın doğup kadın ölebilseydi. Ya da hadi diyelim illa bir eşik lazım, o zaman da kız ifadesi sadece örneğin “kadın cinsiyetinden ve yetişkin olmayan insan kişi”yi betimlemek için kullanılsa, aradakı eşik sadece bir yaş ve yetişkinlik farkını ifade etmek niyetinde kalabilse idi.

Ki yadsıyor görünmeyelim, “kız” kelimesinde tabi ki bir yaş göndermesi de var. Ama mesele söz konusu ayrımın sadece o noktada kalmaması. Ondan sonra yaşın ilerlemesinin cinsellikle ilgili bazı  olgunlaşmaları da içerdiği kavramlaşması bulaşıyor kelimeye. Yukarıda “kız-kadın” arasındaki  eşik diye bahsettiğimiz şey de işte bu. Bu eşiğin dilde bu kadar net olarak belirlenmesi onu hepimizin ister istemez geçmek zorunda kaldığımız anlamına geliyor.

Bu eşiğin tam olarak hangi noktaya kurulduğu sorusunun ise tek bir cevabı olması gerekmiyor. Adına isterseniz “evli mi değil mi”, ister  “cinseliğe bulaşmış mı değil mi”, ya da belki “bakire mi değil mi” eşiği deyin. Meselenin daha mühim kısmı dilin erkekleri değil ama kadınları bir çeşit cins(iy)ellik referansı ile kategorize etmek zorunda hissetmesi ve dahası kendinde bu hakkı görmesi. O eşiğin aşıldığı bilgisi dil üzerinden deklare edildiğinde aynı kişinin bir anda  başka bir gözle görülebileceği mesajı da iletilmiş oluyor. Ve işte bu yüzden biz de birbirimize kadın diyemez oluyoruz; tanımı gereği zaten kirlenmiş olan kadın kelimesi,  onu taşıyacak herkesi de kirletme tehtidinde bulunuyor. Biz de göz göre göre sevdiğimiz ya da saydığımız birilerine bunu yapamayacağımız için alternatif ‘bayan’a meylediyoruz.

Bayan ya da Ms.

‘Bayan’ kelimesinin Türkçe’deki “kadın-kız” ayrımından kurtulmak için iyi bir ara yol olduğunu savunan görüşün kullandığı bir örnek İngilizce’deki “Mrs-Miss-Ms”in sıfatlarının geçirdiği evrim. Kısaca açıklayacak olursak İngilizce’de daha önceleri evli olmayan kadinlar icin Miss, evli olanlar icin ise Mrs. sıfatları kullanılırdı. Bugun ikinci dalga feminizm olarak adlandırdığımız  1960 ve 70’li yıllarda ise kadınlar bu çeşit bir kategorizasyona itiraz ettiler. İlk kez 1961’de Sheila Michaels tarafindan icat edilen Ms. kelimesinin kullanımı bu sebeple zaman içinde feminist kadınlar arasında yaygınlaştı ve Miss/Mrs ayrımını ortadan kaldırmak amacıyla benimsendi.

Ms.’in tarihinden ‘bayan’a baktığımızda dikkat etmemiz gereken çok önemli bazı farklar var. Unutmayalım ki İngiliz dilindeki bu değişiklik dönemin feminist mücedelesinin sonucunda kadınların kendilerinin yaptığı talepler sonucunda gerçekleşti. O dönemde kadınların Ms’in kullanımını talep etmelerini kısaca şöyle bir açılımı vardı:

1)      Bir kadının medeni durumu sadece o kadını ilgilendirir.  Özellikle de karşı cinsin medeni durumunun hiçbir biçimde ifade edilmediği gözönüne alındığında,  sadece kadınların medeni durumlarının dilde ifade edilmesi beklentisi doğrudan kadınlara karşı yapılan bir harekettir.

2)      Kadının evli olduğunun dil üzerinden işaretlenmesi kadının asli kimliğini kocası üzerinden edindiği anlamına gelir. Oysa kimlikler başkalarından türevsel olarak edinilmez, kişinin kendisine aittirler. Hiçbir kadın salt kocasının eşi değil, her zaman pek çok şey ama en önemlisi daima kendisidir.

Tekrar hatırlatalım, yukarıdaki itirazlar bundan 30 küsur yıl once İngiliz dili kapsamında yapılan “Miss-Mrs” ayrımına getirilen feminist eleştiri ve sorgulamaların özeti. Burada vurgulanması en önemi nokta Miss-Mrs.’den Ms.’e geçişin toplumsal bir tabanın talebi ile olmuş olması. Türkiye örneğine geri dönecek olursak biz şahsen Türkiye’de kadınların “bize ‘kadın’ demeyin, ‘bayan’ deyin” diye ayaklandığını, böyle bir talepte bulunduğunu duymadık, görmedik.

Ki buna rağmen ifade edelim tartışmaya girdiğimiz bazı kişilerin iddasına göre onların ‘bayan’ kelimesini tercih etmelerine sebep olan şey bazı kadınların kendilerine ‘bayan’  denmesini tercih etmeleri imiş. Yukarıda ifade ettiğimiz “kadın-kız” ayrımı bazen kadınları öyle bir kıskaçta bırakıyormuş ki kişinin bu tür bir gerilimi (mesela diyelim yaşı geçkince ama evlen(e)memiş bir kadının durumunda) bertaraf etmek için  üçüncü bir ifade olarak ‘bayan’ kelimesini tercih ettiği oluyormuş.

Eğer gerçekten kendisine kadın denmesinden özellikle hoşlanmayan bazı kadınlar varsa –ki biz rastlamadık ama olabilir de- sırf bu olasılık bile bu duruma isyan etmek için yeterli bir sebeptir. Burada tekrar İngilizce ve Türkçe örnekleri arasındaki farkın altını çizelim. İngilizce’deki Ms. kelimesine geçiş, tabandan gelen bir toplumsal  hareketin kadınlık durumunu maruz kaldığı ayrımcılıktan kurtarmak için yaptığı bir hareketin eseri. ‘Bayan’ın yükselişi ise kadınların bir toplumsal hareket halinde ortaya koyduğu bir talebin değil, tam tersine erkek egemen bir zihniyetin dile sızmasının sonucu. Böyle bir durumda bazı kadınlar da bu dili, tıpkı yukarıda ifade ettiğimiz gibi yaptıklarının çok da bilincine varmadan içselleştirip, normalleştiriyor olabilir.  Ama bu durum ‘bayan’ın kullanımının yaygınlaşmasının kadınların isteği ile değil kadınlara rağmen gelişen bir süreç olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sonuç Olarak

Özet mahiyetinde yineleyelim. Burada itiraz ettiğimiz bir Türkçe’nin yanlış kullanımı durumu değil. Burada bizim kastımız dilin aslen bir zihniyet dünyasının yansıması olarak görülmesi gerektiği. ‘Bayan’ kelimesinin kullanımı aslında bir seviyede buz dağının görünen yüzü. Bir ayna ‘bayan’  ve bize Türkiye’deki kadınlar ve kadınlık algısına ilişkin bir sürü şeyi gösteriyor. Bizi asıl dertlendiren da o aynadan bize yansıyanlar zaten.

Ama bu şu demek de değil; Türkiye’deki kadınlığa ilişkin algı zaman içinde düzelirse ‘bayan’ kelimesinin çarpık kullanımı da bu süreçte kendiliğinden düzelir, yani bekleyelim yeter. ‘Bayan’ hem bir semptom ama hem de kendi içinde bir sorun aynı zamanda. Çünkü kelimenin bu çarpık, düzeltilmeden kullanımı o altındaki daha büyük sorunu (kadınlık eşittir bir uygunsuzluk, bir ağıza alamama hali, bir çeşit cinsellik çağrışımı) da bir yandan besliyor, büyütüyor, yeniden üretiyor.  ‘Bayan’ kelimesinin gereksiz her kullanımı aslında yukarıda ifade ettiğimiz meseleyi de normalleştiren, üzerini örten bir araç haline geliyor.

İşte bu yüzden bu mesele önemsenmeli ve üzerine gidilmelidir.  Bu işin tek bir çaresi vardır , o da “kadın” kelimesine sahip çıkmak. Çabamız onun kendi içerdiği anlam dışındaki her türlü çağrışımdan arındırılmasıdır ki kadınlık adına verdiğimiz çeşitli mücadeleleri sürdürebilelim. Biz erkeklerin bizi erkek bakışının nesnesi, ikinci sınıf kişilikler haline getiren samimiyetsiz nezaket sözcüklerini değil,  sadece kadın olmayı istiyoruz.

Neden Kadın? için 187 cevap

  1. Başak Bakkaloğlu der ki:

    Yazınızı sabırla okudum. Öncelikle, önemli gördüğünüz bu mevzuyu tartışırken neden yazınız kadar açıkyüreklilikle, kendinizi tam isminizde tanıtmadığınızı merak ettim. Eğer fikirlerinizi “kadınlık adına verdiğimiz mücadele” olarak nitelendiriyorsanız, bu mücadelenin altına “kadın” ya da “bayan” olarak değil,adınızla, soyadınızla imzanızı atmanızı beklerdim.
    Öncelikle, “Eğer gerçekten kendisine kadın denmesinden özellikle hoşlanmayan bazı kadınlar varsa –ki biz rastlamadık ama olabilir de- …” diyerek büyük bir hataya düşmüşsünüz.Kadın’ı bir hitap şekli olarak benimseyemeyen kadınlarla dolu etrafımız. Ve bu süreçte bu kadınlar, “Bayan” kelimesini türkçede “kirleten” lerin çoğunluğunu oluşturmaktadır.Cinsel durumdan ayıklanmış bir hitap şekli olan “bayan”ı topluma kabul ettirenlerin büyük bir çoğunluğu da yine kadınlardır.Ve şimdi de bundan rahatsız olanlar tekrar “kadın”a dönüşmeye çalışan “bayan”lardır.
    Sözcükler, hitaplar, toplum yaşantısı içinde yerini zamanla bulur ve kalıplaşırlar. Toplumsal düzende kadına hitapta bir sıkıntı olduğu aşikar. Bahsettiğiniz konu sosyolojik açıdan müdahaleye değer bir konu olsa da, “bize öyle demeyin, şöyle deyin” demek konuya oldukça yüzeysel bir yaklaşım.
    Sosyal çevremden gözlemlediğim ilginç bir nokta ise,kadınlara yanlızca onlar ortamdayken “bayan” denmesidir. kadınların olmadığı ortamlarda o kişi hakkında, kadın kelimesi “cinsel durum belirtmeyecek şekilde” rahatlıkla kullanılmaktadır.
    Kendi adıma “bayan”, “kadın”, “kız”, olmaktan hiçbir sıkıntı duymuyorum. Sıkıntı duyan kadınlara da -kendileri olarak saygı görme ihtiyacı hissediyorlarsa- sıfatlarının değerleri yerine isimlerinin değerleri konusunda çalışmalarını öneriyorum.

  2. Alp der ki:

    Hâlâ insanlar idrak edemiyorlar. Mesele, birine seslenirken “Kadın, bakar mısınız?” “Kadın, buyurun.” demek değil. “Erkek bakar mısınız?” “Erkek buyurun” demek ne kadar saçmaysa bu da o kadar saçma. Sonuçta ikisini de kimse yapmıyor, yapılması gibi absürt bir şeyi de önermiyor. İnsanlar hitap sözcükleriyle cinsiyetin adını karıştırıyorlar.
    Bunu idrak etmek, okuduğunu anlamak bu kadar zor olmasa gerek!

    Mesele şu; konuşurken özgürce erkek sözcüğünü kullanabildiğin yerde kadın diyemiyorsan o zaman yukarıdaki yazıyı bir kez daha, bu sefer daha dikkatli okuman gerekir. Sözgelimi “Erkekler ile bayanlar arasında ömür farkı…” veya “Bayan pilotlarımız da en az erkek pilotlarımız kadar başarılı.” gibi cümleler kuruyorsan bu sorunludur. Sen aslında kadın demeyi/kadınlığı kaba bir durum olarak görüyorsun demek ki, bu yüzden de onu kendince kibarlaştırmaya çalışıyorsun.

  3. Cemalettin der ki:

    çok doğru bir yazı. kadınlar ekeklerin istedikleri gibi tanımladıkları bir nesne olmamalı ve bundan çıkmalıdır. kadın kendi başına bir insan cinsidir? erkeğin kendisi için yarattığı bir cins değildir.

  4. Taner der ki:

    Neden “bayan” yerine “kadın” diye merak ediyordum. Bu yazıyıda tesadüfen okudum. Ama bu yazıda gördüğümde biraz takıntlı olması. Örneğin; kadın “kirletilmiş” bir ifade olarak ele alınıyor, başka bir dayanaktan da bahsedilmiyor. Ben bu “kirletilmiş” sözcüğüne katılmıyorum. Diğer katılmadığım bir noktada; erkek çocukların “oğlan” betimlemesine olan itirazları sadece yaş ile ilgili değildir. Oğlan sözcüğüne aynı zamanda başka anlamlarda yüklendiği için genç erkekler tarafından benimsenmiyor.
    Bence konuya biraz “feminizm gözlüğünü” çıkarıp yaklaşmak gerekiyor.
    Saygılarımla.

  5. Onur der ki:

    manifestoya destek veriyorum. günlük hayatımda yeri geldiğinde uygun hitapları kullandığımı düşünüyorum. düşünüyorum da, bayan kelimesini kullanmama neredeyse hiç gerek yok. her gün mikrofonun başına geçip insanları “baylar bayanlar hoşgeldiniz” diye selamlamıyoruz değil mi? tanımadığım bir kadına hitap edeceğim zaman yaşına ve görünüşüne göre ya doğrudan ikinci tekil/çoğul şahış kullanıyorum, ya da abla, teyze, ana, hanım, hanımefendi gibi sıfatları kullanıyorum. neyse.

    bence daha anlaşılır olması için örnekler vermelisiniz, insanların hayat deneyimleri aynı değil. bazı yorumcuların da dediği gibi kadınlar sosyo-ekonomik durumlarına bağlı olarak kendilerine bayan denmesini istiyor olabilirler. sadece bu gruptaki kadınlarla tanışmış insanlar bu hitabın her zaman doğru olan olduğunu düşünüyor olabilirler. bu sadece bir öngörü değil, böyle insanları ben de gördüm.

    bu anlayamamazlığı kırmak için, birçok bağlamı ele alıp örnek vermeniz güzel olabilir. belki de videolar çekilebilir. insanlar bayan yerine daha başka ne sıfatlar kullanılacağını hayal bile edemiyor olabilirler.

    neyse, gecenin bir vakti, güzel de yazamadım, ama zaten buraya uğramamın (daha doğrusu siteyi yeniden hatırlamamın) başka bir nedeni var: siteyle “bayan bana bak” adlı türk sanat müziği eserini paylaşmak. ben yeni duydum. güzel bir şarkı. bayan kelimesi de sitedeki birçok tartışmanın zeminini sarsacak kadar içten kullanılmış, valla ben karar veremedim.

    http://www.youtube.com/watch?v=a6hxNRHAXLg

  6. Murat der ki:

    Memleketimdeki “bayların” halinin vehametini gözler önüne sermiş bu yorumlar. Efendiler, efendiler, biraz okuyun, bilgilenin, bilgi sahibi olmadığınız konularda ahkam kesmeyin…dünyanın bütün “bayanları” birleşin diyorum da başka birşey demiyorum.

  7. Ahmet der ki:

    Kadın – Kız = Kızlık
    diye dusunuyorum. Bu bayan deyin veya demeyin, kadın kelimesinin ortaya çıktığı tarihteki (kaç bin sene onceyse artık) Türk zihniyetini yansıtıyor. Muhtemelen o donemde evlilik dışı ilişki az olduğu için evli = kadın diye kullanılıyordu. Belki de biraz, yaşın getirdiği statü farkını kişiye atfetmek için.
    Ama kızlığın önemli olduğu bilinçaltı yaklaşımı, kadın diyerek düzeltemeyiz kanısındayım.

  8. Ank. der ki:

    yine kadınlardan kaynaklandığını düşündüğüm bir sorun. çünkü; eskiden beri kültürümüzde, bir kıza kadın dediğimizde gördüğümüz tepkiler bu ayrıma sebep olmuştur.(ben kadın değilim kızım gibi.) bu tepkilerle kadın kelimesine cinsel bir anlam yüklenmesine sebep oldular. şimdi ise, zaman içinde o kızlar kadın olmuş ve bu ayrımı neden yapıyorsunuz diye tepki gösteriyor.

  9. bari okuyun!! der ki:

    eleştiriyi yapanların birçoğunun yazıyı okumamış olduğu gayet belli, dolayısıyla nasıl oluyor da karşı arguman yapabiliyorlar anlayamıyorum, bu nasıl bir mantıktır, okumadığın şeye karşı çıkmak?? aradan okuduğum birkaç yoruma diyebileceklerim:

    SEVGİLİ BAYAN GÜNEŞ, bayan güneş’in kullanımının doğru olduğunu bile okumamışsın, bravo, devam et, gurur duy bayanlığınla, hatta her gün “baylar” tarafından tacize uğrarken de gurur duy, aferin!

    EŞİNE KADIN DEDİRTMEYEN HAKAN, ERKEKLERİN SEVGİSİNİN(!!!) HER GÜN ÜÇ KADIN ÖLDÜRDÜĞÜ BİR ÜLKEDE İNAN İŞTEN DEĞİL SENİN EŞİNE OLAN SAYGINI ANLAYAMAMAMIZ!!

    HAYATININ 10 DKSINI HARCAYAN EVRİM TEORİSİ, e her gün tacize, tecavüze, şiddete uğrarken saçma sapan orman kibarlığınızı kabullenemedik, vah vah. sen on dakikanı kaybettin ne hoş ne güzel, BİZSE HAYATLARIMIZ VE EN TEMEL HAKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIYORUZ!!

    ve bütün bunların BİRBİRLERİYLE NASIL BAĞLANTILI OLDUĞUNU anlamaktan aciz insanlara inatla canınızı sıkan yazılar yazmaya da devam edeceğiz…

  10. lorlor uzun der ki:

    ya şu türk kadınları ne kompleksli insanlar be. bayan kelimesini kimse kadınlığınızı örtbas etmek için kullanmıyor. hanımefendi ve bayan sözcüklerini aynı anlam ve aynı maksatla kullanıyoruz ve merak etmeyin sizi erkekleştirmek gibi bir gayemiz yok. ama siz şu pozitif ayrımcılığı çok yanlış yerden anlamışsınız. şimdi de bilimadamı kelimesini değiştireceklermiş, bilimadamı erkeksi bir kelime imiş. dünyanın hiçbir yerinde kadınlar bazı türk kadınları kadar kompleksli değil. elbette öyle olmayanları tenzih ederek söylüyorum. basit bir örnek; john steinbeck’in ünlü romanı ”of mice and men” yani ”fareler ve insanlar” daki ‘men’ kelimesi ne anlama geliyor? erkekler mi? esas cinsiyet faşizanlığı yapan sizlersiniz. bu tarz basit konularda erkek karşıtı feminist reaksiyonlarla kendinizi antipatikleştirmek yerine erkeklerden şiddet gören; sokakta, işyerinde tacize uğrayan; ataerkil kültürde yetişen ve okumasına izin verilmeyen hemcinslerinizin sesi olmayı ve hukukun onları çok daha etkin yaptırım gücü ile koruması için çaba sarfetmeyi deneyin.

  11. çınar der ki:

    Söz konusu ayrım örneğin otobüs bileti alırken “bir kadın bir erkek” yerine “bir bayan bir erkek” sözünü tercih edenler, ya da “Yolda bir bay bana adres sordu” dememesine rağmen “Yolda bir bayan bana adres sordu” diyenlerin ayrımı.
    Yoksa hiç tanımadığınız birine seslenirken “Hanımefendi” dersiniz diye tahmin ediyorum, karşı cinse “Beyefendi” dediğiniz gibi..
    Bayan-kadın ayrımının altında yatan sebepleri de yazıyı kaleme alan kişi gayet güzel açıklamış.
    Bu ayrıma bu kadar sinir olanlar bir yol daha düşünür belki..

  12. gökhan der ki:

    en güzel açıklamayı MEHMET Bey June 25, 2011 at 4:48 pm
    tarihinde yapmış bu yorumdan sonra kalanını okumaya gerek duymadım

  13. gadın der ki:

    kız ve kadın ayrımı aslında kadının cinsel yaşamınını da gözler önüne sermekte,kadın demekte bu kadar direnen insanlar acaba farkındalar mı bu ayrım yüzünden kadın cinayetleri %140 artıyor,erkeklerimizin sevgisi her gün üç kadını öldürüyor,gericilik arttıkça ‘kız-lar’ çoğaldıkça,3 çocuk doğurmamız beklendikçe,biz eşit olmadıkça her gün bizi daha fazla öldürdüğünüzün farkında mısınız? ölmek istemiyoruz kardeşim,2 cinsli olmak istemiyoruz anlaşıldı mı

  14. X der ki:

    :) konuyu tam anlamış deyilim fakat burda bayan, deyilde kadın denilmesimi isteniyor? o halde kız ne demek? :) benim sürekli girip baktım bir forum var http://www.bayanforum.com yani simdi bu siteye girmememmi gerek? karalama kampanyasımı başlatalım veya konu nedir?? :x

  15. ece der ki:

    Yorumları okuduktan sonra ben de yaşadığım birkaç olaydan yola cıkarak bir şeyler yazmak istedim. Feminist bir kadınım ve hemcinslerim hakkında konuşurken kadın kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. “Sen güçlü bir kadınsın.” “Sen çok güzel bir kadınsın.” gibi.Ve genellikle feminist mücadele dışında olan kadın arkadaşlarımla bu şekilde kadın hitabıyla konuştuğumda ” Bana kadın deme ben kızım.” şeklinde cevaplar ya da tepkiler alıyorum. Özellikle kadın kelimesine çok sinirleniyorlar. Sanırım kadınlık burada belirli bir cinsel deneyimden geçmiş bulunmak olarak algılanıyor. Kız kelimesi ise daha güvenilir daha temiz daha masum algılanabiliyor. Diğer yandan bu sadece bi kelime , siz kadınlar neden bu kadar cok kafaya takıyorsunuz diyenler için, toplumsal anlamda kullandığınız dil ( medyada, kitaplarda, gazetelerde hatta kendi aranızda) kolektif bir bilinç oluşturuyor. Bu sadece bir hitap tarzı seviyesinde kalmıyor bir siyasi tavıra dönüşüyor. Yoksa bir seye X ya da Y deyin o neyse odur, fakat söyleyiş biçiminiz o şeyi siyasi bağlamda dönüştürür. Başbakanın çıkıp televizyonlarda ” kızmıdır kadınmıdır bilemem” tarzında aşağılayıcı cümlelerine dönüşür. O yüzden dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

  16. kadınlar biraz akılcı davransın erkekler gerçekten bu durumda olmazdı…yazı için teşekkürler.beğendim.

  17. Şevval Aydın der ki:

    Çok haklısınız bayıldım yazınıza. Keşke bütün kadınlarda böyle düşünse artık Bayan kelimesi toplumda yer açtı ama nedense hiç Bay dedildiğini duymadım ..

  18. Salim der ki:

    Uygun zaman bulduğunuz bir sırada, zahmet edip bir de, kadınlar, feminizm ve benmerkezcilik üzerine birşeyler karalarmısınız ? Yoksa ağır mı gelir ? Çok sinirlendiğim için uzatıp irdeliycem, keyfiyetiniz müsade ederse yayınlarsınız, yoksa zaten bir sevgili editör okumuş olur yazıyı.

    Neden kadınlar bu kadar önemli ve herşeyin merkezinde merak ediyorum sık sık. Ne desen kabahat, ne yapsan suç. Neden sıradan insanlar gibi davranıp üzerine atılan şeylere gülüp geçemiyor da, her seferinde etkili veya alt kültürün her benzetmesine feminist çıkışlarla karşılık verme ihtiyacı duyuyorlar. Feminizm kaldı ki, manada kadıncılık, değil mi ? Kurgulandığı dönem adına da kadınsal bir eşitlik hareketi değil, kadın egemenlik hareketidir. Üzgünüm kabullenemediğim için. :)

    Kadın mı diyoruz, Bayan mı diyoruz… aman aman ne kadar önemli bir konuymuş. Özür dilerim sevgili bayanlar, bir yarınız kadın desem üzerime sıçrayacaksınız, diğer yarınız (veya oranlar her ne ise) bayan dedim diye dünyayı dar edeceksiniz. Sizlere hanımefendi desek ve samimiyeti kökünden kopartsak ? En güzeli bu olacak herhalde. Bayan denilmesi, anadolu kültüründen kaynaklı olabilir. Kız kadın arasındaki cinsel ayrımdan kaçınmaya çalışanların yanlış anlaşılmama maksatlı bir savunma mekanizması da olabilir, ancak her hali ile kesin olarak toplumsal bir pozitif ayrımcılık ürünüdür. Kadına karşı bu pozitif ayrımcılık da toplumumuzda, -parantez- aslında bir çok toplumda vardır. Temelinde basit olarak erkek kadın arasındaki fiziksel güç farkına dayalı olan bir doğal eşitleme çabası yatar. Mağra devrinde yaşamadığımıza göre de bu normal ve sevimli bir harekettir. Bazen bu pozitif ayrımcılık alt yapısında, güç kullanan, tecavüz eden veya fiziksel gücüne mahsuben kadına yakışıksız herhangi bir davranışta bulunan hemcinsinden mütevellit, kadınlara karşı metropolitan erkeğin bir başı öne eğikliğinin simgesidir, sessiz bir özürdür.

    Avrat veya karı diyelim desek, sanırım ilginç tepkiler alabilirdik, daha türkçeye uygun oldukları halde ancak kadın… Ya da önünüze gelene kızmayın desek. Kadın diyemeyen bir erkek, kız demekten de aynı meğilde imtina ediyordur ki, bayan demeyi tercih etmiştir. Sizin verdiğiniz örneklere bakarak şikayetçi olduğunuz durumun ancak 3. şahıslarda geçerli olabileceği gibi bir kanaate varıyorum ki, bu 3. şahıs sohbetlerde de, erkek değil, adam kelimesini kullanıyoruz genelde. Havva diyelim veya bundan türetelim isterseniz ? Hangi şekilde memnun olacaksanız artık. Veya ne zaman feminist azot topluluğu olarak ilgi çekmeye çalışmaktan usanacaksanız. Dünyanın etrafınızda dönmediğine ne zaman vakıf olacaksanız, o zaman tekrar tartışalım olmadı.

    Diller yaşar, gelişir, kendi kültürel birikimleri ile manalar ihtiva ederler. Saçma sapan ingilizce örneklemelerin kendi toplumunun kültürel bağlarına ilişkin yorumları ile Türkçe değerlendirmek özür dileyerek ancak en hafif tanımı ile ahmaklıktır. En basitinden, bizim hanımefendinin ingilizcesini bir tahayyül edin, sonra onu ingilizce olarak bir bayana karşı kullandığınızda nasıl oluyor onu bir aklınıza getirin. Türkçede ise nezaket icabı kullanabileceğimiz en basit kelime. Bir dili matematik olarak bir diğeri ile kıyaslamalı masaya yatıramazsınız. Kültür var, yaşanmışlık var, alışkanlık var. Dil zaten bunlarla gelişiyor. Eğer gerçekten pozitif ayrımcılıktan rahatsızsanız, ben esas Türkçe’ye daha yakın olan avrat kelimesini kullanmak istiyorum. Pozitif ayrımcılığı da sileriz, hem de Türkçe konuşmuş oluruz. Sakın ha sakın avrat ile ilgili olarak da küstah yorumlar gelmesin, yorum yapmadan önce Türk Dil Kurumu sözlüğünden birinci anlamına bakmaya zahmet edin.

    Ancak hepsinden öte ve üstün olarak, rica ediyorum şunları bir dikkate alın:

    1- Öncelikle birkaç kelime ile kendi çevrenizdeki yaşantıdan örnekleme yapıp eş dost ortamında, aynı kültürel paylaşımda ve aynı toplumsal sınıfta gördüğünüz burjuva şikayetlerini sunarken bunu 30 milyon üzerinde Türk kadınına mal etmeyin.

    2- Pozitif ayrımcılık, siz beğenmesenizde latif ve hoştur. Sizin beğenmiyor olmanız bir çoğunluğun beğenmediği manasına gelmez, onlar adına konuşarak haddinizi aşmayın.

    3- Biz de bir toplumuz ve kendi kültürel yapımız içinde yaşıyoruz. Bir çok batı toplumu oldukça flörtözdür, bizim toplumumuz geneli itibarı ile böyle değildir. Bundan kaynaklanacak yanlış anlaşılmaların bertarafı noktasında edinilmiş tecrübeden ilerigelen azami dikkat sizi birey olarak rahatsız ediyor olabilir, kendi küstahlığınızdır, yine topluma mal etmekten çekinmeye çalışın.

    4- Dünya kadınlar ve onların fikirleri etrafında dönmüyor, sayısal olarak kadınlardan biraz az olsa da, çok yakın rakamlarda bir erkek nüfus var. Uydurageldiğiniz ataerkil toplum ve erkeklerin kadınları baskı altına alma durumu artık can sıkıcı ve altı boş bir safsatadan öte gitmiyor. Lütfen can sıkmayınız.

    Bir kadın erkek eşitliği savunucusu bu saçmalıklarlar uğraşacağına, lütfen gidip hükümetine çatsın, 15 yaşında bir kızın aile izni ile evlendirilmesine dair gerizekalı kanunu niye kaldırmıyorsun diye başbakanını tartaklasın, tecavüzcünün evlenme talebini hafifletici bulan mahkemeleri bassın, tecavüz esnasında yeterince boğuşmadığına kanaat getirdiği kıza, “istemiş olabilirsin” diyerek tecavüzcünün cezasını indiren hakimi linç etsin. Giydiği bir kıyafetten dolayı siyasete malzeme olmasına izin verdiği kadının istediği gibi giyinme hakkı için savaşsın ve hatta bunlar olması gerekenken, madem pozitif ayrımcılık dahi suç oldu…

    Asıl bir kadın erkek eşitliği savunucusu, lütfen neden baba maaşlarından kadınların faydalandığını, baba sigortalarından kadınların faydalandığını açıklasın, açıklama istesin. SGK daki pozitif ayrımcılığa da savaş açsın eğer her pozitif ayrımcılığa açılacaksa mesela.

    Bunları yapmayıp, olmayanın üzerinden lüzumsuz “derin” sosyolojik analizlerle bir kelimeye dayandırılacak lakırdılar tüketecekse erkeklerin veya o şekilde hitap eden herkesin insiyatifini, şunları lütfen bir kenara not edin:

    Bizim kültürel yapımızda, kadınlara yer verilir, mümkün olan maksimum nezakete haiz olacak şekilde hitap ve muamele edilir, ağır işler yapmalarından imtina edilir, tehlikelere önce atılmalarına asla müsade edilmez ve tartışırken dahi ileri gidilmez çok gönüllerinin kırılacağı noktalarda konular tatlıya bağlanıverilir. Bu bizim kültürel yapımızdır ve bundan kaynakla, bir tanesinin yanlış anlayabileceği hissiyatı dahi varsa, kadın da denilmez, bayan deniliverilir. Bizim erkeğimizin kendini biraz bilen cinsinin daime kadınlar karşısında başı önüne eğiktir. Bunlara saldırmanızı hangi Türk kültürü düşmanı fitne odakları istiyor ve destekliyorsa, bir mesaj iletiverin, toplumlar öyle fethedilmez, daha “medeni” yollar bulsunlar. Köyle kenti birbirine karıştırıp, aynı coğrafyada birlikte rastlanması olanaksız örnekleri birleştirerek kadın sorunları üzerine naralar atmayı bırakın. Köydeki kadının sorunu başka, kenttekinin bambaşkadır. Biraz da şu pozitif ayrımcılık ve erkeklerin kadınlara karşı olan nezaketinden cesaret bularak küstahlaşıp hakkı haklıyı birbirine karıştıran, ve son “5″ yıldır tırmanışa geçmeyi bırakın, ölümcül bir salgına dönüşen hastalıklı yapıya değinsek mesela fena olmayacak. Yakında feminizme bir karşıt görüş, maskulinizm şeklinde ortaya çıkarsa, hakkıdır diyorum. İşin ayarını kaçıranlar oldukça fazla en nihayetinde.

    Siz yayınlamazsınız gerçi ama ben yazdım içimi döktüm, o da benim için şimdilik yeterli. :) Sevgiyle kalın, özellikle BAYANLAR!

  19. Salim der ki:

    İkinciyi attığım için de özür dilerim ancak, aleni yalan söylemek çok ayıp dedim, buna da bir değinelim.

    “Siz bugüne kadar bu konuya bizim kadar takmamışlardan iseniz de bugünden sonra biraz dikkat etmeye başlarsanız emin olun meselenin içine girmekte fazla zorlanmayacaksınız. Çünkü örnekler gerçekten de muhtelif: Eşinden bahsederken “ev bayanı” diye bahseden erkek, başvuru formlarında cinsiyet hanesine baktığınızda karşınıza çıkan “erkek-bayan” ifadesi, giyim mağazalarında erkek reyonlarının karşılığı olan bayan reyonları, matematik sorularında çıkan erkek-bayan problemleri, başlığı “şu bayanlara bakın” olarak gönderilen e-postalar, “kadın şöför bayan polise çarptı” haber manşetleri, doktor muayenesi sırasında ‘bebek bayan mi?‘ diye soran anneler, kaç çocuğu olduğunu sorusuna “iki-bir erkek, bir bayan” diye cevap veren babalar, ‘bu türkü ne anlatıyor?’ diye sorulduğunda ‘bir bayan üzerine’ açıklamasında bulunanlar, “dünya bayanlar günü kutlu olsun” ya da “bütün bayanların kadınlar gününü kutlarım” temennilerini iletenler, “ben bütün bayanları seviyorum, sonuçta benim annem de bayan” diye açıklama yapanlar, erotik shoplarda satışa sunulan “şişme bayanlar” ve daha niceleri.”

    Yok öyle birşey. Hayatımda iki erkek bir bayan diye birşey duymadım. İki erkek bir kız denir bizim toplumda. Karşıt anlamlar denk gelmiyor olabilir ancak söylem budur.

    Benim annem de bir bayan söylemi, toplum dinamiğine aykırı. Bu söyleme haiz toplumsal kesimimiz bayan kelimesinden imtina eden bir kesimdir. Sallamayalım.

    Şişme bayana bir miktar koptum erkek olarak :) Cidden narnia civarında mı yaşıyorsunuz ? Şişme karı diyoruz erkekler arasında, not edin belki sırça köşkünüzden kafanızı çıkarttığınız bir ara lazım olur.

    Bebek bayan mı ? şeklindeki yalan, artık destek bulamayıp olmayan tezin arkasına dikilebilecek en çürük direk. Gülemiyorum bile, kendinize gelin. ^^

    Ev bayanı, peki :) Seçme salaklar kumpanyası perde 26, eşim ev bayanı, ben ev baymayanı, ama siz çok baydınız.

    Yani toplumun bir tarafta gülmekten kırıldığı gag lık haber örneklerini alıp, bunlar yaşanıyor diye yansıtmak için, cidden IQ sıkıntısı ihtiyacı söz konusu olur. Yukarıda neden feryad ettiğimi anlamamak elde değil.

  20. Noyan der ki:

    Siz ne istediğinizi bilmiyorsunuz Dişiler olarak hepiniz dengesizsiniz. Sen burda bu kelimenin savunuculuğunu yaparken düşün bakalım hemcinslerin bunu istiyor mu? Bir gün 20′lerinde birine siz kadınlar hepiniz aynısınız dedim linç ediyordu yok efendim kız diyecekmişim. Sizlerle muhattap olmak bile zor.

  21. gizem der ki:

    anlamadıysan yazıyı okumayı dene sevgili X

  22. selma der ki:

    daha geçen gün arkadaşımla konuşurken ”kadın” kelimesini kullandığım için topa tutuldum. ”bayan” ya da ”hanım”ı tercih ettiğini, ”kadın” kelimesini bekaret mevzusundan dolayı hakaret olarak kabul ettiğini söyledi. benim şaşırıp kalmam pek birşey ifade etmiyor tabii ki, durum zannedildiğinden de vahim…

  23. Deniz Ü. der ki:

    Günlük kullanım olsun, akademik kullanım olsun, ya da boşlukta kapladığı olsun, ‘kadın’ ve ‘erkek’ kelimeleri, birer hitap, sıfat, veya ön ad değildir artık. Bunlar birer sosyal kurumdur. Yansıması, ontolojik içeriğini geçmiş iki kelimedir erkek de kadın da. İlk olarak tabii ki biyolojik bir isimlendirme kısmı var onu da yoksaymaz mümkün değil. Er veya dişi olarak da tanımlanabilir, ama sosyal varlıklar olduğumuzdan iş değişir.

    Kısacası, bir erkek olarak, birinin bana ‘Hey erkek! bakar mısın?’ demesini saçma buluyor olmam, ‘kadın’ kelimesinin kullanımın şart olma zorunluluğuna karşı gelmem için yeterli bir sebep değil. Ama şunu deneyelim; sosyal olarak kurumsallaşmış bir tabiri onun en küçük elemanına işaret ederken kullanmanız ne kadar doğru? Her terim veya sosyal her varlık için bu mümkün müdür? Modernite içinde boğuldu iseniz mümkün. Ama boğulmasanız iyi edersiniz.

    Bu yüzden bırakmak lazım bu ‘bayan değil KADIN’ yaklaşımını. Gerçekten itici gözüküyor. Gerçek problematiğe yoğunlaşsın interdisipliner Kadın Çalışmaları Enstitüleri.

  24. kivircikkedi der ki:

    bu konu bayanlar üzerindeyken baymış…

  25. Zelal Nujenyan der ki:

    Birinin arkasından “bayan” diye seslenme savunması çok isabetsiz olmuş zira o da yanlış bir kullanım. Birinin arkasından “hanfendi/hanımefendi” diye seslenebilirsiniz ama “bayan” demek “sayın” demekle eşdeğerdir. Birinin arkasından “sayın bakarmısınız” diye seslenebiliyorsanız amenna :)

  26. Can Çelik der ki:

    Kadın değil Dişi !

    Cinsiyet belirtmek ihtiyacı duyulduğu zaman ‘bayan’ ve ‘kadın’ kelimelerine sığınmak, dişiliği (evet, türkçemizde salt cinsiyet belirten kelimeler ‘dişi’ ve ‘erkek’ tir) aşağılık olarak gören fikrin tezahürüdür ve bu kullanımlar cinsiyete yönelik bir ‘nefret söylemi’ nin ilk adımları, başlangıç noktasıdır. Daha önce nefretsoylemi.org da yazdığım bir yazıdan alıntı yapmak isterim. Yazı bu konuyla ilgili bir kısım içeriyor:

    —”Küfür olarak bildiğimiz bütün imalar nefret söylemidir. Bu, patriark yapıların hepsinde vardır, Türkiye ye özgü değildir. Fikrin kökü, işteş olan (öpüşmek, sevişmek gibi) cinsellik davranışlarında , erkeğe etken dişiye edilgen rol biçmekten doğar (s.kmek, becermek, koymak, götürmek vs.). Erkeğin cinsiyeti gereği penetre etmesi; rüşt ispatlayıcı, güç kanıtlayıcı, hemcinslerine göre rütbe kazanmak gibi anlamlar taşırken, diğer tarafta, dişinin cinsiyet rolünü uygulamasına yani somut söylemek gerekirse, vajinasının penisle buluşmasına; aşağılanmak, ırzına geçilmek, kullanılmak, değersizleşmek gibi anlamlar yüklenmiştir.

    Bu fikrin söylemdeki tezahürleri türkçede bolca bulunmaktadır. En basitinden, ‘bayan’ veya ‘kadın’ kullanımı, ‘dişi’ diyememekten kaynaklanır. Dişi, girinti sahibi, yani çıkıntıyı içine alan anlamına geldiğinden ve bu fiil de aşağılık olarak görüldüğünden bu kullanımdan kaçınılır. ‘Bayan’ nihayet yavaş yavaş terk ediliyor olsa da, doğrusu olarak gösterilen ‘kadın( = dişi insan)’ kullanımı da doğru değildir. ‘kadın basketbol takımı’ değil ‘dişi basketbol takımı’, veya bir giyim mağazasında reyonlar ‘kadın-erkek’ değil ‘dişi-erkek’ şeklinde olmalı. (Bu arada, ‘dişi’ yerine ‘kadın’ kullanılırken, neden ‘erkek’ yerine ‘adam’ ın kullanılmadığını düşünmeyi, ‘dişilik’ eyleminin toplum tarafından zihnimizde nasıl bir şekilde empoze edildiğini anlamak açısından tavsiye ediyorum. Erkekte neden böyle bir kaçış yok? Mesela ‘adam basketbol takımı’ ?)”—

    Bu yazıya ek olarak belirtmek isterim, ”O ne öyle kedi köpek ten mi bahsediyoruz dişi dişi?” savunmasının da, diğer hayvan türlerini aşağılık gören, ‘insan’ı bir yere ‘onlar’ı başka bir yere konumlandıran zihniyetin ürünü olduğunu görmek zor değil. (”aa biz hayvan mıyız?” diyenlerden bir biyoloji kitabı alıp homo sapiens in kingdom unun (türkçede ‘alem’ olarak geçiyor) ne olduğuna bakmalarını istiyorum.)

    Dişiliğin ve insan dışındaki hayvanların aşağılanmadığı bir Dünya için Dişi !

  27. bi sigara yap der ki:

    yerinde tespitler ve haklı söylemler. yüreğine sağlık.

  28. bi sigara yap der ki:

    adettendir not : erkeğim.

  29. humeyra der ki:

    güzel, sade bir yazi ama “bayan for dummies” basligiyla tekrar yazin bence, o kadar net izahata ragmen anlamayan cok insan var sanirim.Bu arada ülkemizde kadin cinayetlerinin eskiden 100-150 kat daha az oldugunu sanan ve günümüzde rakamlarin yüksek cikmasinin sebebinin cok daha fazla vakanin tesbit ve kayit edilisinden kaynaklandigini anlamayan BAYANlarla bu is zor..Yasadiklari ülkeden bile haberleri yok ki kadinmis bayanmis böyle ince mevzulara gelebilelim.Bu arada “ben kadin degilim kizim” argumanini öne süren ve sucu yine kadinlarda bulan arkadas, sizin orda kizlik zari kadinlar icin cok önemli ve fakat erkekler icin eften püften bi mevzu mudur bilemem, ama cok kadinla birlikte olmanin erkekler icin marifet sayildigi ülkemizde KADININ bekaretinin hayati önem tasimasi ATAERKIL, erkek egemen kültürün eseridir, insan 2 saniye durur, düsünür.

  30. özgün der ki:

    Sandıklar kurabilsek kadın mı bayan mı diye sorabilsek dişi insan evlatlarına, günümüzde hangisini tercih edersiniz, genelde bayan çıkacaktır ve bu sorunun ortaya çıkmasıyla sorunun çözümü için bütün ülke olarak adımlar atabilsek. Kadın kelimesinde ki cinselliği, yaşlanmayı, acizliği, erkeğe itaat etmeyi, ezilmeyi, dövülmeyi ve öldürülmeyi ortadan kaldırıp kelimenin gerçek anlamını yalın, saf ve temiz bir şekilde kullanabilsek!

  31. bir liseli kadın der ki:

    öncelikle 17 yaşında lisede okuyan bir genç KADIN olduğumu belirtmek istiyorum . şimdi bu yazıyı saçma ve mantık dışı bulanlar (sizin de dediğiniz gibi) kadın kelimesinden kendileri bile farkında olmadan bambaşka anlamlar çıkaracaklar. hiç bir zorunluluğum yok ama yine de o boş beyinleri susturmak için söyleyim ben bakireyim . bakire bir kadınım.
    yazınız da geçtiği gibi keşke kadın kız ayrımı sadece bir yaş sınırından ibaret olsaydı ama kafasını çalıştırabilen biri toplumun zihniyetinde kadın ve kız kelimelerini asıl ayıranın bakirelik meselesi olduğunu anlar . yani bir kadının cinsel yaşamı. çevremizde de gördüğümüz örnekler bu acı durumu bize defalarca gösteriyor. mesela 50 yaşına gelmiş koskoca bir kadına , sırf bakire olması nedeniyle kız denilmesi gerçekten trajikomik bir durum. bu örnekleri kadınların kendi aralarındaki sohbetlerde de görmek daha da acınası bir durum. kadınlar çoktan bu durumu kabullenmişler . dünyaya geldikleri günden beri çevresi tarafından bilinç altlarına yerleştirilen kadınlığın kirlenmişlik olma durumu KADINı gittikçe toplumda daha da silik hala getiriyor.

    KADIN cinsiyetinin bakirelik yönüyle alt kategorilerine ayrılması xx kromozomuna sahip insanların sanki bu dünyaya cinsel bir obje olarak gelmesi gibi bir şey ki bu cinsiyetin adını bile değiştiriyor. karşınızdaki sizi ölçüp tartıyor ve bir karar vermek zorunda daha önce hiç cinsel ilişkiye girdiniz mi girmediniz mi , ona göre ya kadın olacaksınız ya da kız . siz yapmasanız bile bilinç altınız yapıyor bunu ve bir karara varamadığı için orta yol bulmak zorunda kalıyor ve buna da BAYAN diyorlar . ne bakire ne de değil ya da ikisini de karşılayan bir kelime .İşte bu toplumun kadına bakış açısını tamamıyla gözler önüne seriyor siz istediğinizi söyleyin . sokaktan geçen insanlar bile kendi kafalarında üzerlerine hiç vazife değilken cinsel yaşamınızı sorguluyorlar . bu olacak iş değil . bu utanç verici bir şey . ve kadınların çoğunun genciyle yaşlısıyla bunu sorgulamadan kabullenmiş olmaları daha da utanç verici bir şey.
    Bir sunucu konuşmasında erkekler ve bayanları geçiriyor , bir öğretmen bir profesör , bir bakan , başbakan ve o anda gözümden düşüyor . Henüz 17 yaşındayım ve bu tepkiyi bütün kadınların vermesini istiyorum ve böyle bir site açılmış olmasına gerçekten çok sevindim . İnşallah çalışmalarınızı daha ileriye taşırsınız ve kör gözleri biraz olsun açarsınız. bu içten sindirilmenin farkında olmayan o kadar çok kadın var ki . ERKEKLER VE BAYANLAR ; niye bayan diye sorduğunuzda hiçbiri cevap veremiyor . Dünyada sadece iki cinsiyet vardır : ERKEK VE KADIN . iyisiyle kötüsüyle yaşlısıyla genciyle bakiresiyle KADIN KADINDIR. Kadınlığınızdan utanmayın ve bu kelimeye sahip çıkın . eğer susarsak bu ezilmişliğin üstesinden gelemeyiz . birilerine ne kadar saçma gelse de bu büyük bir adım . gerçekler ayrıntılarda gizlidir . dil sosyal hayatta etkili en önemli unsurdur . KADINLAR EN AZINDAN DİLİN ETKİSİNDEN KURTARIN KENDİNİZİ . Allah tarafından size verilmiş tek cinsiyet olan KADINLIĞINIZA sahip çıkın. unutmayın sizin cinsel yaşamınız sadece sizi ilgilendirir tıpkı erkeklerde olduğu gibi . ARTIK KADINLAR DA KADIN OLARAK DOĞUP KADIN OLARAK ÖLSÜNLER .

  32. mustafa der ki:

    kadın kelimesi ile anlatabileceklerinizi bayan kelimesini kullanarak anlatamazsınız…..örneğin.. hayat kadını-hayatımın kadını-aşk kadını gibi ikilemelerden (ki bunlar coğaltılabilir)kadın kelimesini çıkartın ve yerine bayan kelimesini koyun…koyamadınız değilmi?? kadın kadındır……………………………….

  33. bogurtlen der ki:

    Çok güzel bir yazı…
    Asıl sorun, ne zaman ‘hanım’ın yerini, bir dilbilgisi hatası olarak ‘bayan’ın aldığı.
    Bey, bey olarak kaldı, ama ‘hanım’, ‘bayan’a dönüştü. Ve bayan İSİM değil, HİTAP’tır. (Sözünü ettiğiniz MR. gibi.) Bunun feminizmle alakası yok. Türkçe’de lady’nin karşılığı hanım, gentleman’ın karşılığı beydir. Kibar ve zarif olmak isteyenler için zaten cins isim mevcuttur. “Bir hanım uğradı..” “Bir bey sizi sordu..” Gibi. Peki ‘bayan’ nereden çıktı?
    Yani ‘Bir bay, iki bay…’, ya da ‘bay pantolonu, bay çorabı’ denmediği halde, HANIM dururken ‘bayan çorabı’ lafını yanlış olarak ilk kim kullandı?
    Bir gün birisi ‘hanımefendi bakar mısınız?’ demek yerine, belki de sosyetik veya demode olduğunu düşündüğünden, ‘bayan bakar mısınız?’ dedi.
    Tam o sıralarda bir kuaför patronu çıraklarına ‘birbirinize Mehmet değil Mehmet Bey, Ahmet Bey diyeceksiniz’ dedi ve etrafta onüç ondört yaşında beyler (baylar değil!) gördük. Birileri ağzını kibarlaştırmaya çalıştı, ama ‘hanımefendi’ diyenlere de benzememeye çalışarak… Hanım dese evli gibi, sanki karısı… Biraz da eski mi ne? Kadın dese kaba… Ve Türk ‘bayanı’ yarattı.
    Halbuki bana Bayan Ayşe denebilir, ama “bir bayan” diye bir şey yoktur. Bayan, galat-ı meşhur olmuştur, ancak hala Türkçe’si düzgünlerin kulağını tırmalamaktır. (Ne tesadüf ki bu süreçte Türkçe’si düzgünlerin titizlikleriyle dalga geçilmekte, daha pek çok gramer ve imla hatasını kimse, bile bile, iplememektedir.)
    Sanırım bir süre katlanacağız.

  34. ressam der ki:

    “Doğumhanede yeni doğan bir bebeğin çığlıkları yükselmektedir. Genç anne başını kaldırır ve doktora sorar: ‘Bebek erkek mi, bayan mı’ ” Fıkra mı sandınız? Ne yazık ki değil. Bu sakillik aynen yaşanmıştır. Siz “kadın” kelimesinin kirlenmişliğinden bahsediyorsunuz. Oysa ki “kız” demeye bile cesaret edemeyenler var artık. Kadını cinselliğiyle tanımlayan ya da öyle algılanmasına neden olan her kelime kirli artık. Çünkü cinsellik kirli, çünkü her kadın potansiyel bir kirlenme adayı. Bu zihniyet zaten kadınlığın en temel göstergesi regli kirlenmişlik olarak tanımlamıyor mu? Dilimize de “Ben kirlendim” saçmalığı yerleşmemiş mi? Kadın, zaten doğuştan kirli ve temizlenmek için yapabileceği pek bir şey yok gibi. Görünen o ki, bu konuda pek bir çabası da yok. Sorun, bir dil sorunu değil elbette. Sorun, son derece büyük, ciddi, ve çok yıkıcı kültürel bir sorunun sadece küçük bir dalı ve ne yazık ki kadınları nezaket maskesi altında kimliksizleştiren bu zihniyete en büyük destek yine kadınlardan geliyor…

  35. can der ki:

    güzel bir makale…lakin yazan kişi/ler türkiye’deki her kadının kendisi gibi düşündüğünü sanıyor ama yanılıyor…kendisine kadın dendiğinde bozulacak/kızacak o kadar çok kadın var ki bu ülkede…yani demek istediğim kadına bayan denmesinde kadınların çok büyük etkisi var, erkekler bayan kelimesini ister kadın demek istemediği için desin, ister kulak alışkanlığından desin, kadınlar bu duruma bir itiraz etmedikçe hatta hatta kendilerine kadın yerine bayan denmesini istemeyi bırakmadıkça bu durum böyle devam eder.ingiltere örneği çok güzel olmuş.kısaca bu yanlışın düzeltilmesinde kilit nokta yine kadınlar:)

  36. Moni Zavaro der ki:

    Bu konuya parmak bastığınız için sizi kutluyorum ve tam destek veriyorum.
    Lavabo-tuvalet ayrımına da el atmanızı rica ediyorum :)
    http://www.lavabodegiltuvalet.com

  37. “Burada itiraz ettiğimiz bir Türkçe’nin yanlış kullanımı durumu değil. Burada bizim kastımız dilin aslen bir zihniyet dünyasının yansıması olarak görülmesi gerektiği.”
    Türk-çe (erkekçe konuştu dersek bir kadına ne denmiştir?) mi konuşuyorsunuz?

    kadın == Or, Uy 735 χatun/katun kraliçe
    DK <1400 kadun/kadın soylu sınıfa mensup kadın
    ~ Sogd χwatēn kraliçe → hatun
    ● Hatun sözcüğünün varyant biçimidir.

    hatun == Or 735 χatun/ḳatun kraliçe
    <1300 yasal eş, zevce
    = Sogd χwatēn [f.] a.a. << Sogd *χwatāw-ni < Sogd χwatāw kral, hükümdar § Sogd χwa kendi + Sogd tāw güç, güçlü ~ Saka χattuna kraliçe → hodbehod
    ● Sogd χwatāw, MÖ 3. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrátōr sözcüğünün tam çevirisidir; +ni Sogdca dişil ekidir. Hun kraliçelerinin unvanı olan χatīka aynı İrani sözcüğün, +ika dişil ekiyle yapılmış bir varyantını temsil eder (Bailey 35).
    * Türkçe sözcük 13. yy'dan önce sadece “kraliçe” anlamında kullanılmıştır.

    Dil zihniyet meselesi nutuk ile mantık ilişkisiyle anlayabiliriz. Hangisi hangisini etkilemektedir?
    Türk-çe bir zihne mi sahipsiniz yoksa başka bir zihne mi?

  38. cengiz akarca der ki:

    kendinizi sadece ve sadece alçaltıyorsunuz bayağılaştırıyorsunuz. ve hatta zavallılaştırıyorsunuz. kimin aklıyla hareket ediyorsunuz bilmiyorum ama bu marjinal hareketlerinizle türk erkeğinin gözünde yükseldiğinizi falan sanıyorsanız yanılıyorsunuz. eğer toplumda bir statü elde etmek istiyorsanız bunu böyle zavallı siteve hareketlerle değil kadın gibi davranarak yapın binlerce yıldır türk erkeğinin gözündeki yerinizi bir iki site bir iki kanunla değiştireceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsuuzbu sadece şu anda sebep olduğunuz ayrışmayı belirginleştirir. ve daha kötüsü ne yaptığınızın farkında değilsiniz belki ama toplum da kutuplaşma yaratarak türk aile yapısını dinamitliyosunuz ayen devam edin bakalım sonuç nereye varacak buarada ben kadın kelimesini sonderece saygısızca buluyorum bayan içinde nezaket ve zerafet taşıyan bir kelime ama siz istediğiniz için size saygısızlık edeceğim kadınlar…

  39. Adamin Biri der ki:

    Gercekten cok komik, uzucu ve sasirtici bir tartisma. Yemeyin bizi ey kadinlar, bayanlar, disiler, hanimlar, kizlar vs. terih basindan beri dunyayi yoneten sizlersiniz. Erkekleri boyunduruk altina alan hayati zindana ceviren sizlersiniz. Bizim haklarimizi kim savunacak?

  40. Biri der ki:

    Cengiz Akarca yazdıklarında ciddi midir yoksa kafa bulup insanları kızdırmak için mi yazdı bilinmez ama beni çıldırtmayı başardığı kesin.Neyse ben ciddi olduğunu varsayarak bu düşüncede olabilecek başkalarına da bu vesileyle cevap vermiş olayım.Öncelikle neden Türk erkeğinin gözünde yükselmek gibi çabamız olsun anlayamadım.Yani biz bunları böyle olması gerektiğini düşündüğümüz için değil de siz saygıdeğer erkeklerin gözüne bir nebze de olsun girebilmek için mi söylüyoruz sizce.Komikmiş.Herhangi bir düşünce üretemeyip eğer bir fikir öne sürüyorsak muhtemelen başkasının aklıyla hareket ettiğimiz düşüncesi de en az önceki kadar burnu büyükçe bir düşünce tarzı.Siz zaten en baştan kadının erkekten aşağılık bir varlık olduğunu varsayarak başlamışsınız yola ve ne yazık ki kalıplaşmış düşüncelerinizi değiştirebilecek kadar açık fikirli olduğunuzu düşünmüyorum yazınızdan yola çıkarak.Ama yine de önyargılı olmayıp yazmaya devam etmeliyim sanırım.Türk aile yapısını mı dinamitliyoruz ? Belki. Ama kadınların ikinci sınıf insan olarak görüldüğü kendi başına bile düşünemeyeceğinin ileri sürüldüğü ve erkeklerin adaletsizce egemen olduğu bir aile yapısını bozmaya çalışıyorsak eğer ne kadar da doğru bir şey yapıyoruz. Valla gurur duydum kendimle.Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki bazılarının kadın cinayetleri ve kadına tecavüz suçlarının yanında önemsiz gördüğü bayan-kadın-kız mevzusu sandığınız kadar önemsiz değil. Zira dil ve kültür karşılıklı etkileşim içindedir. Zamanında kültürün dili etkileyip oluşturduğu gibi dil de kültürü şekillendirmiştir ve şekillendirmeye de devam ediyor.Yani bu kadın cinayetlerinin ve genel olarak kadına şiddetin nedeni belki doğrudan olmasa da en azından dolaylı olarak dildeki kadının aşağılık,aciz ve bir cinsel obje olarak görülmesinin izlerini taşıyan yapı olamaz mı ? Kadınların bayan kelimesinin kullanımını artmasında bir etken olduğunu kabul ediyorum ve binlerce yıllık bastırılmışlığın etkisinden silkinip buna tepki göstermelerini diliyorum.Ama konu kadınlık ve kadın hakları olduğu için sadece kadınların konuşması gerekmez, bizim gibi düşünen erkekleri de insanları bilinçlendirmeye davet ediyorum.Kadın dediğinizde tepki gösteren kadınlara neden kadın dediğinizi zahmet edip iki dakikada anlatmanızı tüm kalbimle rica ediyorum (kadınlar için de geçerli).Belki böylece birçok insanın sinirlerini bozan feministlerin sesi de kısılmış olur.Bakın bir taşla iki kuş fena mı ?

  41. abdullah der ki:

    Hitap sözcüğü arayan varsa erkeklere beyefendi deniyor kadınlara da gayet normal olarak hanımefendi denilebilir.

  42. yasemin der ki:

    konu kadın olmak bayan olmak olmamalı bu kelimeler teferruat takılınması gereken, esas cins olarak kadına değer verilmesidir kadın diyen bayan diyen karı diyen hatun diyen avrad diyen bir ülkede bu kadar çeşitlilik arz ederken tek bayana takılmak çerçevenin bana göre görünen komik figürü
    önemli gördüğüm hitap şekli değil davranış şeklidir ki kaldı ki bu konuda kültürel olarak zaten yetersiz bir toplumuz kime nasıl hitap edilmesi gerektiği bilinmeyen bir toplumda kadını bayanı kime anlatacaksın realiteye davet ediyorum.
    Bu basit konularla değil gerçek eğitimle uğraşalım. Kadınmış kızmış erkekmiş oğlanmış adammış sonuçta her cins bir kere çocuk oluyor ve eğitildi mi de insan oluyor ÖNEMLİ GÖRDÜĞÜM KADINDA OLSA ERKEKTE OLSA İNSAN OLMAAKKK… Buda benim görüşüm….

  43. Tülay ŞAHİN der ki:

    Bayın karşılığı Bayan ise Erkeğin karşılığı Kadındır. Mesele bu kadardır. Lütfen KADIN kelimesini kullanalım.

  44. ysn der ki:

    Yazınızı tamamen okudum. Ve size buradaki herkesden daha çok hak veriyorum. Çok güzel otutturmuşsunuz diğer dillerden alıntılar yapmışsınız örneklemeler yapmısşınız ve fikrinizi bir düşünceye yaslamışsınız. Ancak, bu fikriniz, bu söylediğiniz şeyler bizim toplumumuzda uygulanabilecek şeyler değil. Neden?
    Diyelimki önünüzde erkek olmayan bir varlık ilerliyor ve çantasından veya cebinden bişeyler düşürdü. Ve siz ona bu durumu bildireceksiniz. (bakın durumu sadece bizim toplumumuz için değerlendiriyorum)
    “Bayan bakar mısınız?”dediniz, döndü ben bayan değilim kadınım dedi. Pardon!
    “Kadın bakar mısınız?” dediniz, döndü ben kadın değilim kızım dedi. Pardon!
    “Kız bakar mısınız?” dediniz, bir baktınız 40 yaşında biri, tekmeyi geçirdi bacak aranıza. Pardon!
    “Hanımefendi bakar mısınız” dediniz, çıktı feministin biri, ben kimsenin hanımı kimsenin efendisi değilim dedi. Pardon!
    Bir arkadaş yukarıda erkeğin zıt kavramı kadındır demiş. Erkeğin zıt kavramı dişidir.
    “Hey dişi bakar mısınız? dediniz, geçirdi çantayı kafaya ben hayvan değilim dedi. Pardon!. Aslında hayvansın dediniz, hakaret etmişsiniz saydı sizi şikayet etti.

    Toplumumuz bu konularda bilinçlenmemişken biz dişi insana ne diye seslenmeliyiz? Bakın bizim toplumumuz için konuşuyorum. Bizim kültürümüz için konuşuyorum. İngilizleri yada ingiliz dilini benimseyenleri bir boşverin. Türk olarak ve müslüman olarak bu duruma bakın. Biz sizlere nerede nasıl seslenmeliyiz? Aslında bir çözümüm var; penis ve vajina diyelim mi? Sonuç olarak erkek ve dişiyi ayıran en büyük özelliktir. Ve standarttır değil mi? İstisnalar dışında tabiiki. Evet evet vajina diye seslenelim biz. bir penis bir vajina mesela. (sadece şaka yapıyorum yada ingilizcede olduğu gibi just kidding!)
    “kadın x kız x dişi x hanım x hanımefendi”
    Bu kavramlara alışmak zorunda olduğumuz için bizleri suçlamayın sevgili erkek olmayan varlıklar. Bu kavramları size oturtan bizler değiliz. Bu kavramları sizlere oturtan, yaratandır. Sizi erkekden ayıran, sizi güçsüz kılan. Sizi damgalayan, sizin asli görevinizi siz doğmadan belirleyen yaratandır. Gidin ona dert yanın. Bu kavramlar arasında sıkışmış olan erkeklere değil.

  45. antifeminist der ki:

    Aptal feminist zırvası. sırf böyle salaklar yüzünden türkiye’de kadınlık bu halde. Eziliyoruz diye aglamaktan başka bi işe yaramayan, içinde yaşadığı toplumu tam olarak tanımayan salaklarsınız sadece milyonlarca insanın gözünde ve öyle de kalacaksınız. bunu biliyorsunuz siz de. Şimdi feminist feminist zirlamaya devam edin aptallar sizi…

  46. bir kullanıcı der ki:

    İtiraz hakkımı kullanıyorum, bazı yetersizlikler ve eksikliklerle dolu bu yazı bayan – kadın kullanımını eleştirebilecek niteliklere sahip bir bireyin kaleminden çıkmamıştır. İngiltere’de 60-70 li yıllarda gözlemlenen gelişime yapılan atıf dışında elle tutulur hiç bir yanı yoktur. Laf salatası yapan, uzunca bir metinle ve sözcükler ve tarihi gelişimleri hakkında bilgi sahibi olmadan eleştirme çabalarını şiddetle kınıyorum. Zannetmeyiniz ki “bayan” sözcüğünün güçlü bir savunucusuyum. Zannetmeyiniz ki “kadın” sözcüğünü, “kadınlık” kavramını reddediyorum. Lakin söz konusu şekilde ele alınmış olmaları gerçekten rahatsız edici. En kısa zamanda üzerime düşeni yaparak, bu konu üzerine elle tutulur kanıtlarla gideceğim… :S

  47. Yine Saçma Sapan bir tartışma der ki:

    Acaip, tuhaf bir tartışma ile yine Türkiye gündemi değişti. Neler yaşanan şu ülkemizde, terör, işsizlik, her iki cinse yönelik şiddet (malesef kadına daha fazla) bitti de; kadın mı bayan mı tartışması aldı başını yürüdü.
    Şimdi aç veya işsiz vs bir kadın düşünün, bu tartışma onun ne kadar umurunda ?
    Heralde çocukları için çırpınan bu kadına deseniz “bayan mı – kadın mı” bana bir ekmek verin de çenenizi kapatın der değil mi ?
    Aslen ne çabukta unuttuk ise, yaşı 35 civarı ve üstü iyi hatırlayacaktır. Kadın kelimesi 80 lerde oldukça kaba geldiğinden bayan kullanılmasını yine kadınlar tercih etmişti. Şimdi hayret ile izliyorum kadınlar tutturmuş bize bayan demeyin kadın diyin diye. Tek dertleri bu ise, varsa lugattan başka istekleri olan ka bir kelime onu da söyleriz, nedir bu yaygara anlamıyorum.
    Kelime köküymüşte, öyle olursa böyle olurmuşta. Ya hakikaten de dalga mı geçiyorsunuz yoksa bu da iktidarın gündem değiştirme politikasında yeni bir başarımı ?
    Adam şiddet uygularken, “aa bu kadın ya dokunamam” diye mi düşünüyor sanıyorlar?
    Sanki kadın diyince şiddet azalacak. Reality belgesellerini izleyin. Avustralya ve ABD ile ilgili cinayet vakalarına bakın. Malesef kas gücü ve agresifliği fazla olan dünya erkeği bu şiddeti dil din ırk ayırmadan kadına ve hemcinsine uygulamaktadır.
    Daha nice aptalca ve doğru örnek var, hepimiz türetebiliriz. Ama bana göre bu tartışma yine popoları üstüne oturup, bişiler yapalım, bizim de düşünebildiğimizi anlasınlar diyen AYDIN! kesimin yada iktidarın vs bir kelime oyunundan başka birşey gibi görünmüyorum.
    Sanırım gün gelecek erkekler, baylar bize “herif” diyin,
    kadınlar, bayanlar da bize sadece “karı” diyin, diyecekler gibi.
    Psikolog ve sosyologlar, ayrıca gündeme oturmak içn saçma sapan fikirlerini paylaşıyorular.
    Hakikaten de anlayamıyorum bunalr aydamı yaşıyor, marsa da mı yaşıyor da bir kelime için bu kadar dertleniyorlar.
    Hey babam heeyy, ülke nerde, siz nerdesiniz be koçum..
    Hiçbir yorumu benimki dahil fazla kafanıza takmayın ve insan olarak yaşamaya bakın, cinsiyetiniz ne olduğu farketmez yada size cinsiyetinizin hangi kelimesi ile belirtildiğini umursamayın. İnsan olursanız cinsiyetsiz saygıyı alırsınız.
    Size şiddet uygulayacak olan varsa da hiç gücenmeyin sizin cinsiyetinizi takmıyor.
    Ülkemizde erkeğin erkeği öldürme vakası rakamları ile erkeğin kadına toplam bırakın öldürme şiddet vakaları diğerinin yanına bile yaklaşamıyor.
    Tamam o zaman, Bayan’a kadın diyelim olları kurtaralım. Erkeğe de o zaman Bay diyelim, belki böylece ters bir azaltma yakalarız.
    Çok güzel yazmış arkadaşlar var onları okuyun ve gidin üreten bir insan olun.

  48. “Eskiden beri kültürümüzde, bir kıza kadın dediğimizde gördüğümüz tepkiler bu ayrıma sebep olmuştur.(ben kadın değilim kızım gibi.) bu tepkilerle kadın kelimesine cinsel bir anlam yüklenmesine sebep oldular. şimdi ise, zaman içinde o kızlar kadın olmuş ve bu ayrımı neden yapıyorsunuz diye tepki gösteriyor.” Cok guzel yorum…

  49. Sena der ki:

    Bayan, kadın kelimesini telaffuz bile etmekten çekinen, cinsel durumu açığa vurmasından beyinsizce korkanların ortaya çıkardığı bir utanç kelimesidir aslında.

    Tabii ki ; Kadın / Erkek bakar mısınız? denmez!
    Bayan / Bay bakar mısınız? denmez!
    Hanımefendi / Beyefendi bakar mısınız? DENİR.
    Eğer bir kadını tasvir edecekseniz, yahut adını bilmediğinin bir kadınsa hakkında konuşacağınız ” ışıklarda bekleyen soğuktan tir tir titreyen bir kadın vardı, kırmızı paltoluydu ve yüzü asıktı” şekilde betimlersiniz.

    Işıklarda bekleyen kırmızı paltolu bir bayan denmez!

  50. Haydar Dirici der ki:

    Kadın kelimesi “kadı” dan geliyor bildiğim kadarıyla ,kadı da hüküm veren…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>