Call Me Ms!

The Guardian’dan Ms uzerine bir [...]

Emel Armutçu

Bayanla Bayanlar

Hürriyet

Şu “bayan” sözcüğü sizi de “bay”madı mı? Kadınlara ısrarla “bayan” denmesi sizi de feci halde sıkmıyor mu?

Beni sıkıyor. Sadece beni değil, tanıdığım bütün kadınları sıkıyor.

Birincisi, Türkçe olarak doğru değil, çünkü bayan “cinsiyeti” ifade etmiyor, “erkek”in karşılığı anlamına gelmiyor. Sadece bir hitap şekli, bir ünvan…

Bir “kadın”ın adını diplomasiye uygun olarak ya da sadece kibarca dile getirmek istiyorsanız, “Bayan Filanca Falanoğlu”, diyorsunuz (Genelde …oğlu diye bitiyor ama olsun, o başka yazı konusu). Aynı şeyi bir erkek için yapmanız gerektiğinde de “Bay”la başlıyorsunuz. O kadar.

İngilizce’deki Miss, Mistress-Mister, Lady, Fransızca’daki Madam-Mösyö gibi…

Siz hiç kadın kelimesi yerine İngilizlerin Miss, Fransızların Madam dediğini duydunuz mu? İngilizler “Bayanlar ve Baylar” (Ladies and gentlemen) diyor, bir hitap şekli olarak ama Men and Ladies (Erkekler ve bayanlar) demiyor. Biz hep birlikte diyoruz da diyoruz.

Continue reading Emel Armutçu 10.03.2007

Ertuğrul Özkök

Size ‘bayan’ diyebilir miyim?

Hürriyet

KADINLARLA ilgili küçük bir test yapalım.Kadın olsanız, cinsiyetinizden hangi kelimeyle söz edilmesi hoşunuza giderdi:

“Bayan” veya “hanım” mı?

Yoksa; “kadın” mı?

Benim çevremde erkeklerin çoğu “kadın” kelimesini kullanmaya çekinir.

Çünkü onlara, bu kelimede “aşağılayıcı” bir anlam varmış gibi gelir.

Keza “karı” kelimesi yerine de “eş” demeyi tercih ederler.

Muhafazakár kesimin modern erkekleri de “kadın” kelimesinden kaçınır.

Geriye kalan iki kelimeden hangisinin kullanılacağı konusunda muhafazakár kesimle muhafazakár olmayan kesimin erkekleri arasında bir terminoloji farkı vardır.

Muhafazakár olmayan çevrenin erkekleri “bayan” kelimesini tercih ederken, muhafazakár kesim “hanım”ı daha çok sever.

Continue reading Ertuğrul Özkök 12.01.08

Bayan Bayanlar

[...]

Bayanlar ve Engelliler

[...]

Rahsan Gülşan

BAĞYAN DEĞİL KADIN!

Sabah

Teknoloji manyağı yazarınız, hemencecik Facebook’ta mütevazı bir dükkan açtı. Valla işler de fena değil, sağ olsun dostlarımız bizi yalnız bırakmıyorlar. Facebook, ilginç bir sosyal deneyim. Buluşma sitelerine benzemiyor. Burada tamamen kendinizsiniz. Ve uzun zamandır internette kendim olmadığım için bu durumdan çok zevk alıyorum. Sitede bir sürü ilginç grup var. Bunlara üye olup, siz de fikirlerinizi dile getirebiliyorsunuz. ‘İlk bilgisayarı Commodore 64 olanlar’, ‘Gazeteci olmanın dayanılmaz hafifliği’, ‘Arkadaşlarımı aramadım sormadım yıllar sonra Facebook’ta buldum’, ‘Eda Taşpınar ne giyer merak edenler derneği’ ve ‘Dahi anlamındaki de’ye ayrı yazamayanlara uyuz olanlar topluluğu’ bunlardan sadece bir kaçı.

Continue reading Rahşan Gülşan 09.10.07

Ayşe Özek Karasu

Üç İşlevli Şişme Bayan

Hürriyet

Evet, üç işlevli şişme bayan… Kadınlara, “bayan” diye seslenmenin daha ince olduğunu düşünenlere söylüyorum.

İnternetteki seks shoplarda şişme bebekler bu isim altında satılıyor. Ayrıca bayan azdırıcı damla, bayan arama motoru, bayan eskort, bayanuyarici.com da var. Şu kadın-bayan çatışması çok tartışıldı ama hálá çözüme kavuşturulamadı. İşte, “bayan cinsiyet belirtmez, bayın karşılığı bayandır, erkeğin karşılığı da kadın, bay voleybol takımı var mı ki, bayan voleybol takımı olsun” diye uzayıp giden tartışma. Ertuğrul Özkök’ün “Size ‘bayan’ diyebilir miyim” başlıklı yazısından sonra forumlardaki yorumlara baktım, tartışma aynı kavrayış içinde sürüyor. Kadınlar ısrarlı bir şekilde “bayan”a karşı çıkıyor, özellikle TV’lerde kadınların kendilerinden bayan diye bahsedilmesine ifrit oluyor. Ama bir de zar problemi olan kesim var. Kadın sözcüğünün “zar”sızlığı çağrıştıracağından feci şekilde korkuyorlar. Kocalarının sürekli “kadın, ne zaman yemek yenilecek” cinsinden çıkışlar yapmasından daralan kadınlar da “bayan”a sığınıyor. Ama o tartışmalar arasında şu çözüm formülüne çok nadir rastlıyorum: Hanımefendiler, beyefendiler…

Continue reading Ayşe Özek Karasu 19.01.08

PInar Öğünç

Annen de mi Bayan?

Radikal Cumartesi

İnsan hafif o yöne vermişse kendini, hayatta bir sürü duruma, insana karşı empati geliştirebiliyor. Onu anla, bunu anla, derken ipin ucu kaçırmış bir noktada buluyorsunuz kendinizi.

Sistematik artışı, hayatıma basın bültenlerinin girdiği zaman dilimi içinde şahsen tecrübe etsem de, yeni bir durum da var: Krizle birlikte yılbaşı olsun, sevgililer günü olsun sözde mühim hediyeleşme mevsimlerinde bu bülten akışları azıtıyor, feci sapıtıyor, zaptedilemiyor artık. En yakın vesile 8 Mart Dünya Kadınlar, daha da doğrusu Emekçi Kadınlar Günü.
Continue reading Pınar Öğünç 07.03.09

Yıldırım Türker

Ant Değil Süt İçirin

Radikal

Milli eğitimimiz başından beri suç ve cezanın sularında seyretmiştir.
En halinden memnun muhafazakârın bile münferit demeye dili varmayacak yoğunlukta, basbayağı sistematik bir işkence mekanizması, ilköğretim kurumlarının temelini oluşturur.
Her ne kadar büyük şehirlerin kimi mutena semtlerindeki devlet okullarında bu konuda bir dikkat gözlemlemek mümkünse de dayak yemeden mezun olan çocuk bulmak güç olacaktır.
Söz konusu işkence mekanizması, kıyıcı alaydan kaba dayağa, hakaretten tehdide geniş bir yelpazede çocukların nefretle tımar edilmesini sağlar.
Continue reading Yıldırım Türker 08.06.09

Mutlu Tönbekici

Orman Kibarlığının Son Noktası: Bebek Bayan mı?

Gazete Vatan

Sabaha karşı kadın doğum doktoru arkadaşımdan mesaj geldi: “Yaw bunu sana yazmasam olmaz! Nöbetteyim, muayeneye gelen bir hamile hastanın sorduğu soru: ‘Bebek bayan mı?’”

Yatakta on dakika güldükten sonra ancak yeniden uykuya dalabildim.

Vay be dedim. Halkımız kibarlıkta sınır tanımıyor! Sokakta yürürken üstüne çıkar, sırada beklerken gelir önüne geçer, seni biraz değişik bulduysa diker gözlerini bakar, ısrarla “siz” dersin, o da ısrarla “sen” der, cumartesi, pazar, sabahın beşi, gecenin on ikisi hiç ayırmaz, tepende saatlerce elektrikli süpürge gezdirir… Ama aynı kişi “kibarlıktan” bayan der.. Ve hatta kendi doğmamış öz çocuğuna bile ‘kız’ diyemez, bayan m diye sorar… Bebek bayan mıymış… Evet “bayan” canım. Öyle bir “bayacak” ki, bu lafı ettiğine edeceğine pişman olacaksın… Ben en son, erotik eşyalar satan dükkanın kapısında yazan “Şişme bayan bulunur” lafında kalmıştım. Hadisenin zirve noktası bu idi sanırım. Sonrasında duyduğum “Hanımefendi mesleğiniz nedir?” “Ev bayanıyım” diyoloğu ile bile beni o kadar etkilememişti.

Continue reading Mutlu Tönbekici 25.05.09