Kategoriler

Selen Doğan/ Uçan Süpürge 28.03.10

CİNS KÖRLÜĞÜNE KARŞI: ALTERNATİF SÖZCÜKLER SÖZLÜĞÜ

Birgün Pazar

Amerika’da her yıl ‘İngilizcede yasaklanması gereken kelimeler listesi’ açıklanır. Lake Superior Devlet Üniversitesi’nin bu yıl 34. kez yayımladığı yasaklı sözcükler listesine yurttaşlar yaklaşık 5 bin başvuru yaptı, bunlardan 15’i dikkate alındı. Tam adıyla ‘İngilizce’de Yanlış, Gereğinden Fazla Kullanılan ya da İşe Yaramadığı için Yasaklanacak Kelimeler Listesi’nde (List of Words to be Banished from the Queen’s English for Mis-use, Over-use and General Uselessness), Cumhuriyetçi John McCain’in kendisi için kullandığı ‘maverick’ (parti disiplinine uymayan politikacı), ekonomik kriz sonrası Amerikalılara tatillerini evde geçirmelerini öğütlemek için üretilen ‘staycation’, çevreye duyarlı olmak anlamına gelen ‘going green’ gibi örnekler var.

‘Toplumsal cinsiyete duyarlı dil’ gibi, hak örgütleri, bu alana kafa yoran ve feminizmi göğsünde madalya gibi değil yaşama yön veren bir bilgi gibi taşıyan herkesin sıklıkla kullandığı kavramlara uzaydan gelmiş muamelesi yapan tüm siyasetçi, gazeteci, akademisyen, aktivist, karar verici, politika yapıcı, kanaat önderi ve yurttaşlar için bir mini ‘alternatif sözcükler sözlüğü’ hazırladım. Bu sözlük cins körlüğünü giderir mi bilmiyorum. Dokularına nüfuz etmiş erkekliği beynin loblarından silip atarak bir milletin eşitliğe uyanmasını sağlar mı, bundan da emin değilim. Ne ki, tartışmak ve tartıştırmak benim niyetim. Bu sözcükleri ne zaman öğrenip içimize sindirdik, ne zaman yaygınlaştırıp çocuklarımıza öğrettik, nasıl oldu da sorgulamadan kabullendik, bu sorulara yanıt bulma gayretiyle başlayabilir her şey. İşte o zaman, kadınlarını doğar doğmaz evliliğe hazırlayan, alıp satan, ezip öğüten, kesip biçen, onlara itaati mutlak bir emir diye öğreten, var oluşlarını dört duvarın arasına sıkıştıran ve ne hikmetse bu düzenin sürmesinden rahatsız olmayanlar başka bir insanlık bilgisinin de mümkün olduğunu belki fark eder.

Bayan: En tahammül edemediğimiz galat-ı meşhur bu. Yani, doğruymuş gibi ve bir cins adı olarak kullanılagelen, oysa yalnızca hitap olabilecek ve hiçbir biçimde ‘kadın’ sözcüğünün yerine geçemeyecek eril-uyduruk bir kavram. Dilin cinsiyetçiliğine en güzel örnek. Korkmayınız kadınlara kadın demekten! Bakireyse ve kadın dediğimizde ona hakaret etmiş olursak gibi geçen yüzyılda kalması gereken eyvahları bir kenara bırakınız artık, zira komik oluyor. Bayan deyince daha kibar olmuyor. Artık internette de örgütlü, ‘bayan’a karşı ‘kadın’ı, yani asıl olması gerekeni savunanlar: www.bayandegilkadin.org. Efendiler! Bizi yormayın. Muhafazakârlıkla muhafaza etmeye çalıştığınız bedenlerimizden elinizi çekin. Erkek çocuklarınızın çıplak fotoğraflarını duvarınıza asarken, kızlarınızın eteğini çekiştiriyorsunuz ya, oğullarınızı kendi elinizle umumhaneye götürürken kızlarınızın elini bile tutturmuyorsunuz ya, siz belediye otobüsünde oranızı buranızı karıştırırken dizinin bir parmak üstünde etek giymiş kadına yiyecekmiş gibi bakıyorsunuz ya, o ikiyüzlü ahlâkınızla ördüğünüz kafeslerin her biri bize yeni mücadele alanları açıyor. Bize bunlarla zaman kaybettirirken siz egemenlik bayrağınızı her seferinde daha yükseğe dikmeyi başarıyorsunuz. Biz, bize ‘kadın’ diyoruz, o kadar!

Ev hanımı: Yaşı kaç olursa olsun, evlenince hemen oracıkta ‘ev hanımı’ katına yükseliyor kadınlar! Bankada filan doldurulan formların meslek hanesine ‘ev hanımı’ yazıyorlar. Eski filmlerde Cüneyt Arkın’ın en karizmatik haliyle sevdiceğine ‘Evinin kadını, çocuklarının anası olacaksın’ demesi boşuna değilmiş! Böyle bir ‘olma’ biçimi varmış meğer! Gelin biz bu sözcüğü de silelim dilimizden ve ev hanımı yerine ‘ücretli bir işte çalışmayan’ diyelim. Böylece, evdeki emeğimizin bir değeri olduğu anlaşılsın.

Dayak yemek: Böyle bir beslenme biçimi olmadığını anlatmak bir gönül borcu! Faydalı ve olumlu bir eylem olan ‘yemek’in, dayak gibi haksız bir hareketle birleşip, içine doğduğumuz kültürün ‘dayak cennetten çıkmadır’, ‘kızını dövmeyen dizini döver’ gibi yağmacı sözleriyle cilalandığında nasıl meşruiyet kazandığını söylemeye gerek var mı? ‘Dayağa maruz kalmak, dövülmek’ desek olmaz mı?

Bilimadamı/İşadamı/Devlet adamı: Haydi kadınlar eve! Haydi erkekler kamusal alana! Meslekleri cinsiyetlendirmenin ne keskin bir ayrımcılık olduğunu önce medyaya öğretmeliyiz. Vaktiyle Radikal’de Suzan Sabancı’nın fotoğrafının üzerinde ‘işadamı’ yazıldığına, atv haber bültenine konuk olan profesör Gülay Altay’a gözünün içine baka baka ‘bilimadamı’ dendiğine tanığız. Oysa biraz özenle dilin şiddetinden sakınmak mümkün: Bilim insanı/iş insanı/Devlet yöneticisi veya siyasetçi; bu kadar basit.

Kameraman: Fiziksel güç gerektiren meslekler sınıfında böyle eril iş adları mevcut. Kriter güç ise, artık el kameraları da var! İngilizce’de erkeğe karşılık gelen ‘man/men’ sözcükleriyle veya başka dillerdeki eril yapım ekleriyle türetilmiş sözcüklerin de alternatifi mümkün. ‘Kamera tutan’a ne dersiniz?
Adam gibi/Adam olmak/: Doğru ve düzgün olmak anlamında kullanılır değil mi? Davranış özelliklerini parlatmak için erkeklik referans alınır. Erdemli davranışlar erkeklere mâl edilirken, kadınlıktan hakaret doğar, ucubelik yeşerir; ‘karı gibi gülme, kız gibi ağlama’ denir. Oysa adam gibi değil, ‘insan gibi’, ‘insana yakışır biçimde’ denmelidir. ‘İnsanoğlu’ yerine de ‘insan’ demek yeterli değil midir?

Farkındalık dediğimiz şey, tam da budur aslında. Ezberletilmiş kavramları sorgulamak, onların nasıl mağduriyetler yarattığını, ne büyük eşitsizliklere sebep olduğunu fark etmek… Dönüştürmek için daha fazlasına ihtiyacımız yok. Aşağılama veya önyargılı davranışlara sebep olacak biçimde, hatta küfür olarak bile kullanılan ‘Fahişe’ yerine ‘Seks işçisi’ni kullanmak çok şey fark ettirir mesela. ‘Dul’ yerine ‘boşanmış veya eşini kaybetmiş’ demek ne kaybettirir?

DİLİ MİLİTARİZMDEN KURTARMAK
Militarizm de tıpkı cinsiyetçilik gibi yıkıcı bir ideoloji. Bu yıkıcılık, ‘savaşlardan en çok kadınlar etkilenir’den çok daha fazlasına tekabül ediyor. Militarist ifadeler dildeki cinsiyetçiliği güçlendirip eril etkiyi katlıyor. Dile yerleşik olduğundan düşünmeden kullanılıveren bazı sözcükleri kendimize yasaklayarak bir adım daha atabiliriz. Örnek mi? Çok var: “Kadınlar hakları için yüzyıllardır savaşıyor”, “Otelin açılışını bir medya ordusu izledi”, “Sana bomba gibi bir haberim var”, “Soğuk hava hastalığımı tetikledi”, “Seni şiddetle kınıyorum”, “Bu benim en büyük silahım” ve daha onlarcası.

VETABİİ KLİŞELERDEN DE
Cinsiyetlere dair kalıpların özellikle medyada kullanımı çok yaygın. ‘Her genç kızın rüyası beyaz gelinlik’, evlilik fuarı haberlerinin klişe cümlesidir mesela. O rüyanın nasıl kabusa dönüştürüleceğini gayet iyi bilen erkek egemenler, böyle inci tozu gibi uçuşkan ve pırıltılı cümleleri çok sever, sevmekle kalmaz, kadınların bilinçaltına bunu yerleştirirler. Kadınların hangi rüyayı göreceğini bile başkaları belirler.
Bir başka efsane klişe de ‘Kadınların korkulu rüyası selülit’tir. Magazin medyasının, SAT komandoları Kardak’a çıktığında heyecanlı tv kanallarının kullandığı efektlerle benzer garip ses ve görüntülerle verdiği selülitli kadın haberlerinin olmazsa olmazıdır bu da. Beyinlerinin nasıl çalıştığının laboratuvarda incelenmesini istediğim magazinciler başka bir cümle bulmak zor olduğundan bu klişeleri önümüze sürmeye devam ediyor.

Dili bu ‘mayınlı arazi’den temizleme işi kolay değil. Ama imkânsız da değil. Herkes kendi evinin önünü süpürürse, yani kendi dağarcığından silip atarsa bu yasaklı sözcükleri, kadınlar için de erkekler için de cinsiyet tuzakları, cendereler, kaynar kazanlar olmadan eşit ve makul bir yaşam kurulabilir. Hadi deneyelim!

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>