Kategoriler

Alp Ulagay’dan Bize Özel!

Kızlar toplanın! Basket oynayacağız!

 ALP ULAGAY

Habertürk Gazetesi Spor Yazarı

 Kibarlıktandır kadınlara bayan deyişimiz. Kadın yoktur bizim gözümüzde. Sadece bayan vardır. Hitap dilindeki hanfendiyi bile süpürmüştür, kadın nasıl dirensin ona. Bu bayan efsanesinin en alıp başını gittiği alanlardan biridir spor. Türk sporunda kadın yoktur, bayan vardır; kadın sporcu yoktur, bayan sporcu vardır; kadın takımı yoktur, bayan takımı vardır; kadınlar ligi yoktur, bayanlar ligi vardır. Üstelik bu kullanım resmi yazışmalarla daha da bir sağlama alınmıştır. Her spor federasyonu resmi yazışmalarında, yönetmeliklerinde kadınlarla ilgili bölümlerde “bayan” kelimesini iyice gözünüze sokar.

Bu kadar da değil. Bu noktaya kadarki bayanlar, bizim bayanlarımızdı. Bir de dünyadaki bayanlar var. Olimpiyatlar yapılır. Bütün dünyanın kadın sporcu dediği atletler, jimnastikçiler, yüzücüler bizim TRT’de birden bayan sporcuya dönüşür. Bayan sporcu olarak bitirirler o iki haftayı. İngiliz, Fransız, Amerikan kanalları saygısızca onlara kadın sporcu der. Neyse ki TRT var da, kadınlara karşı kabalık etmekten kurtarır bizi!

Tabii kadın sporculara bayan deme geleneğinin temellerinin 1980′lerde iyice serpildiğini de belirtmeliyim. O tarihe kadar kadınların voleybol dışında doğru dürüst parladığı, adını duyurduğu bir spor dalı yoktu doğrusu. Belki biraz da atletizm. Kadınlar zaten futbol oynamazdı. Halter çok erkeksiydi. Basketbol bile yeni yeni filizleniyordu. Hafızamı tazelemek için arşivime dalıp o yılların dergilerini karıştırınca durumun vahametini bir kez daha anladım.

KIZ MİLLİ TAKIMI KURULDU, HAYIRLI OLSUN ÜLKEMİZE

1987′de neredeyse 20 yıllık bir aradan sonra Kadınlar Basketbol Milli Takımı’nın kurulması o günlerin önemli dergisi “Basket”te şöyle duyrulmuş: “Kız Milli Takımı kuruldu.” Yani bayan da değil, kız takımı! Hani 12-13 yaşında ortaokullu kızlar olsa belki diyeceksiniz. Ama o zaman da aynı yaştaki erkek sporculara oğlan mı diyoruz ki, onlara da kızlar diyelim. Sonraki yıllarda da Basket dergisi, aylık değerlendirmelerde hep “Kızlar Ligi” başlığını kullanmış. 1990′ların ortasında “kızlar” bayanlara dönüşene kadar bu durum sürmüş.

Basket dergisi kapanıp tarihe karıştıktan, biz üçüncü milenyuma girdikten sonra da bu anlayışın sürdüğünü gördüm. Herhalde 2003 ya da 2004 olmalı. Daha çok ergen nesle hitap eden bir basketbol dergisini okuyordum. Lig maçları üzerine değerlendirme yapan bir yazar yazısına “Aslında bayan baketbolu deyimini hiç sevmiyorum” diye girince ne de umutlanmıştım. Tam içimden “Helal olsun adama. Kimsenin yapamadığını yapıyor” derken yazının devamı umudumu kursağımda bıraktı. “Bu nedenle ben yazımda kızlar ligi yazacağım.” Bırakın bayanı, bizim kadınlar tekrar kızlar unvanını almıştı.

BU KEZ VOLEYBOLDAKİ KIZ MERAKLILARI

Çok yakın bir tarihe gelelim. Acıbadem Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı 3-4 Nisan tarihlerinde Avrupa şampiyonluğunun eşiğine kadar gelerek Türkiye’ye voleybolu hatırlattı. Bu başarı spor sayfalarının dışında da kendine yer buldu. Siyaset yazarları bile Fenerbahçeli voleybolcular hakkında yazı yazdı. Ama bazıları evlere şenlikti. Örneğin Cengiz Çandar 6 Nisan’da Radikal’daki yazısında Cannes’a Fenerbahçe kız voleybol takımı’nı izlemeye geldiğini övünerek belirtiyordu. Herhalde Fenerbahçe Oğlan Futbol Takımı’nı çok sık izlemekten olsa gerek, kadın sporculara nasıl hitap etmesi gerektiğini unutmuştu

Tabii bunların yanında bizzat kendi şahit olduklarım da var. Bir kadın sporcuyla röportaja gittiğinizde bir kere onlar sizi düzeltir. “Diğer bayanlara örnek olmak istiyorum” diye tekrarlar durur. Üstelik sadece sporcu değil, çevresindekiler de bayandır. Bayan antrenör, bayan yönetici, bayan masör… Bu liste sürer gider. Bir türlü bir kadın sporcu bulamazsınız şu Türkiye’de. Neyse ki Türkiye’de oynayan yabancılar için “kadın sporcu” diye bir kavram vardır. En azından onlar “woman” kelimesini telaffuz ederler. Türkçe’ye kadın diye çevirebilirim onu.

KADIN HAKEM Mİ? TÖVBE DEYİN

Tüm bunların arasında ise başıma gelen en çarpıcı örneklerden birini ise bir buz pistinde yaşadım. Sanıyorum 2001′in sonlarıydı. İzmit’te, henüz iki yıl önceki korkunç depremde morg olarak kullanılmış o buz pistine bir buz hokeyi haberi yapmaya gitmiştim. Haber konum İzmit Büyükşehir Belediyesi’nin erkek buz hokeyi takımının oyuncularıydı.

Neredeyse tam bir gün geçirdiğimiz pistte oyuncuların ve antrenörün yanı sıra bazı yöneticilerle ve federasyon görevlileriyle de sohbet etme imkanı bulduk. Sohbet ettiklerim arasında buz hokeyi hakem kurulunun da kerli ferli bir üyesi vardı. Bir noktada söz döndü dolaştı hakemlere geldi. Ben de gayet safça “Türkiye’de kadın hakem var mı” sorusunu sordum. O üyenin biraz da tepkiyle verdiği cevap aslında bütün sorunumuzu özetliyordu: “Bizde kadın hakem yok! Bayan hakem var.”

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>